Dünya da ekonomik sistemin felaket tellallığı yapan ünlü yazarlar özellikle Yardımcıoğlu gibi, felaket tellalı.
Aslında dünya ekonomik sisteminin ne alemde olduğunu ve bu sistemin hareketleri izlendiğinde, türev piyasaların çöktüğü işaretlerini alıyoruz.
Bunu özellikle Altın ve Gümüş piyasalarında görmek mümkün, bunun işaretleri ise türev piyasalarının teminat oranlarının iki ay içinde yüzde yüz yükselmesi ve bir banka verilerinden gelen tehlikeli sinyaller.
Ekonomistler özellikle bunu, piyasadan mal kaçırma olarak değerlendiriyorlar bu konuda geçen hafta içinde Çin piyasasında yaklaşık 50 ton gümüş ün kaybolarak havaya karışması olarak! Değerlendirebiliriz.
Bu değerlendirmeler yapılırken, bir çok bölge sel ve global, jeopolitik olaylarında etkisinin olduğu ve bir biri ile bağlantılı olduğunu söylüyor, felaket tellalları.
Örneğin İran’da son iki gün içinde meydana gelen patlama olayları, Tahran’ın İran’ın başkentinde Genelkurmay karargahında meydana gelen patlamalar ve bir çok şehirde fabrikalarda peş peşe gelen patlamalar!
Örneğin Pakistan’da bir cami de Şiilerin camisinde meydana gelen patlamalar ve ardından 30 kişinin ölümü ile 200 kişinin ağır yaralanması.
Bir ekonomi dergisinin yaptığı ilginç haberde ise yakında bankalara olacak hücum sonrası ayakta kalacak ve rezervleri yeterli olan bir bakanın ayakta durabileceği!
Dünya ekonomik sistemi olan ve kağıtlarla şişirilmiş olan türev piyasaların çöküşü ile olmayan hayali maddelerin yok olup uçması!
Bu sistem çökerken, birçok ülkenin ve birçok varlık sahibinin de uçması ve tarihe karışması planlanmaktadır.
Sudan’da da aynı şekilde sivillere yönelik bir saldırıda, çoğu çocuk ve kadın 24 kişinin öldürüldüğü bir saldırıya şahit oluyoruz.
Bunların hepsi yaşanırken, bizde de yani Türkiye de komedi filmlerin de konu olan en sonunda halkın malını satmaya kadar giden trajikomik bir hadise yaşandı ve Köprüler satışa çıkarılmak üzere haber!
Bir İngiliz danışmanlık firmasına fizibilite ve satış işlemleri için danışmanlık verildiği, Türkiye de bu işi yapacak kimse yokmuş gibi!
Birde bu köprülerin satışı ile birlikte birileri bizden de mal kaçırmaya başladığının en ilginç haberi olarak değerlendirebiliriz!
Bunun anlamı son virajda ne var ne yok satıp malı dışarıya kaçırma operasyonun, Türkiye perdesi olarak değerlendirebiliriz.
Altını, dövizi para ve gayrimenkulleri sattılar yetmedi, sıra köprülere ve yollara geldi, bu da rejimin son virajı olarak değerlendiriliyor!
Bu satışlarla, emekli, dul ve yetim ile memurlar ve çalışanlar sevinmesin, bu satışlarda elde edilen gelir 180 milyar dolar, bu da AKP ve MHP iktidarının 12 günlük faiz ödemesini ancak karşılıyor!
480 Milyar dolarlık borcun dörtte biri bile etmiyor!
