Bu yıl 8 Mart dünya emekçi kadınlar günü dini bir ibadet olan Ramazan ayına rastlaması nedeniyle, ilahi mesajlar ve Kadınlar hakkındaki ilahi dinleri incelemek istedim.
Bu konu ile ilgili yaptığım araştırmalara göre özellikle üç semavi din de Kadının yeri ve önemini irdelemek istedim.
Önce nazil zamanlarına göre Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam dininde Kadınlara verilen görev ve ilahi mesajları bir görelim.
“Kadınlar, erkek egemen güç yapılarını alt üst eden kişiler olarak tasvir edilir. Birçok Yahudi kadın, o dönemlerdeki hayata dair iç görüler sağladıkları için feministler tarafından temel olarak kabul edilir. Tarihsel belgelerdeki erkek egemenliğini kırmalarıyla dikkat çekerler”
“Yahudi toplumu ataerkildir. Farklı görüşler olmakla beraber genel kabule göre kadın erkekten sonra yaratılmıştır”
Yahudi olmanın en temel şartı Yahudi bir kadından doğmaktır. Burada kadın erkekten çok üstündür. İhtidalar yani Yahudiliği bir din olarak sonradan seçenler farklı kategoride değerlendirilir. Sosyal hayat cinsiyete göre şekillenmiş olup kadın sosyal hayatta rol almaz. Aileyi korumakla, çocuk doğurmakla ve nesli devam ettirmekle görevlidir. Anne olarak kadının özel bir yeri vardır ve ona saygı gösterilmesi istenir. Erkeğine bağlıdır, geçimini erkek üstlenmiştir.
Tevrat’ta kadının yaratılışıyla ilgili iki kıssadan birincisine göre kadın erkeğe eşittir ve ikisi de Tanrı’nın sûretinde yaratılmıştır (Tekvîn, 1/26-27). İkinci kıssaya göre ise (Tekvîn, 2/21-25) kadın, erkeğin kaburga kemiğinden ve onun yalnızlığını gidermek üzere uygun bir yardımcı olarak yaratılmıştır (Tekvîn, 2/21-22). Kadının erkekten yaratılmasının sebebi aynı bütünün parçaları olmaları dolayısıyla birbirlerine bağlanmaları (Tekvîn, 2/23-24), parça bütüne tâbi olduğu gibi kadının erkeğe tâbi olmasıdır. Bu tâbi oluş, kadının yasak meyveyi yemesi ve eşine de yedirmesi sebebiyle daha da ön plana çıkmıştır. Tanrı emre itaatsizliği yüzünden kadını cezalandırmış, zahmetini daha da çoğaltacağını, ağrı ile evlât doğuracağını, arzusunun kocasına karşı olacağını ve kocasının da kendisine hâkim olacağını bildirmiştir (Tekvîn, 3/16).”
Hıristiyanlık inancına göre; Hz. İsa’nın kadınlarla ilgili tutumunda, birkaç örnek istisna edilecek olursa, yaşadığı kültürel ortam dikkate alındığında genel olarak olumludur. Gerçekten, Hz. İsa döneminde bir erkeğin koruması altında olmayan kadınlar, özellikle de dullar, boşanmışlar ve evlenmemiş olanlar toplum tarafından aşağılanmakta idi.
Özellikle yabancı kadınlar ile hayat kadınlarının herhangi bir maddî yardımdan istifade etmeleri dahi mümkün değildi. İşte, böyle bir ortamda, Yeni Ahid’de verilen bilgilere göre Hz. İsa’nın etrafında, onun sohbetlerini ve tavsiyelerini dinleyen kadınların olduğu görülmektedir.
Meselâ, Marta ve Meryem adında iki kardeş köylünün evine misafir olmaktadır ve Meryem adlı kadın, ev işlerini bırakıp Hz. İsa’nın sohbetine katılmaktadır. 40 Ayrıca, ‘günahkâr bir kadın’ elinde bir kap ile Hz. İsa’nın yanına gelir ve gözyaşları ile ıslattığı ayaklarını saçlarıyla siler, daha sonra onları öpüp yağ ile mesheder ve Hz. İsa buna karşı çıkmaz. Günahkâr bir kadının böyle bir davranışta bulunmasına ve İsa’nın buna karşı çıkmamasına şaşıranlara İsa, kadının imanla yaptığı bu davranışları sebebiyle günahlarının affedildiğini söyler.”
İslam inancında Kadın; “Her kadın, bir erkeğin ya annesidir, ya kızıdır, ya kardeşidir, ya da hanımıdır. Bizler annelerimizi, ilâhî kudretin genişletilmiş bir rahmet kucağı, ailede saadet kaynağı, aile fertlerinin şefkat odağı olarak görürüz. Kadınlara kötü şeyleri reva görmek bir yana onları başımızın tacı olarak nitelendiririz.”
Her nedense bu gün İslam dinine mensup olanlar her nedense dinin ve inancın gereğini yerine getirmeyip Kadına o üstün yaratılış değerini veremiyorlar!
Hala birçok İslam ülkesinde Kadın Maalesef, Yahudilik ve Hristiyanlık inancından daha geri bir inanç içinde yaşıyorlar!
