USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

TOPLUMUN EN HASSAS SİNİR UCU!...

22-12-2025

Toplumun en hassas sinir ucu ise toplumsal bir kargaşanın ve büyük bir krizin habercisi olan futbol sahalarında, kaşınan sinirler oldu!

Bazı milliyetçi kesim sahalarında yapılan maçlarda, karşılaşmalarda, bazı gençlere bilinçli olarak söyletilen, küfürlü ve hakaretli laflar…

Bu sosyal patlamalara yol açılacak derin devlet ve siyasi iktidar hesaplarının nasıl sonuç vereceğini tahmin etmek kolay.

Ama toplumumuz ve özellikle Kürt halkı eski halk değildir, sistemin manipülatör ve kışkırtıcı tahrik edici oyunlarına gelmeyecek siyasallaşmış bir halk.

Anadolunun bazı kesimlerinde, dünya siyasetinden uzakta, devletin samimiyetini veya samimiyetsizliğini sorgulayacak güç ve yetenekte olmayan bir kesim kullanılabilir.

Bursa sporun birkaç genç taraftarı Leyla Zana’nın kim olduğunu ve nasıl bir insan olduğunu bilmeden, tahriklere kapılması veya oyunlara gelmesini, Kürt halkı çok güzel bir şekilde etkisiz bırakabilir.

12 Eylül darbesinin öncesi planların bilincinde olan Kürt halkı veya devletin bundan önceki çözüm süreci ve hazırladığı hendeklere gömdüğü gençleri, toplum olarak çok iyi hatırlıyoruz.

Bu sahalardan yükselen seslerin kimin sesi ve kime hizmet ettiğini bilen Kürt halkı tahriklere gelmeyecek kadar sinirlerine hakim ve siyasetin bilincindedir.

Bu sinirsel manipülasyonların sonucu yapılmak istenen senaryo; Kürt halkı ile Türk halkı arasında bir çatışma ortamı için sinirleri kaşımak ve ortamı körüklemektir.

Ama bu tür provokatif senaryolara karşı uyanık ve tamamen kapalıdır, onlar bu yüzyılın demokrasi, kardeşlik yüz yılı olduğuna inanarak, çatışma ve kirli tahriklerden uzak duracaklar.

Ölüm kan ve silah ile değil, insanca yaşamak için, insanlığa davet ederek bu yüz yılı geçirmeyi düşünüyor Kürt halkı.

Eski ve modası geçmiş kirli siyaset ve milliyetçi, şövenist insanlık dışı eylem ve söylemlerde yer almayacaktır bu halk.

Bursa, Ankaragücü ve şimdide Çaykur Rize spor sahalarına hakim olan çirkin laflar ve cinsel sloganların tamamının tüm kesimlerin sevgi ve saygısını kazanın bir kadına gitmeyeceği gibi, bu sloganların atanların ise soy, sop ve asaletlerine bakmak lazım.

Bu tür hareketler gerçekten geri kalmış üçüncü sınıf toplumların, tamamen insanların en alt sevisinde, ana babasını tanımayan kişilerin işi olduğunu, bunların birer maşa olarak kullanıldığını herkes çok iyi bilmektedir.

Barış rüzgarlarının estirildiği bu coğrafyada bu tür sinir kaşıma vakalarının etkili olması beklenemez gündemin değiştirilmesi asla olmaz, bu halk inadına barış ve demokrasi, kardeşlik ve dostluk elini uzatacaktır.

O hassas sinirler kimsede kalmamış kimsenin bu bir avuç serseriye cevap verilmesini beklemesin, onlar o stadyumlarda kaybolup gidecektir.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?