Gezegenimizin sahip olduğu yabani bitki ve hayvan türlerine dikkat çekmek ve koruma çabaları hakkında farkındalık yaratmak, yaban hayatının özgün değerleri ve etrafında örülü yaşam ağının sürdürülebilir kalkınmaya ve insanların refahına sağladığı katkıya dikkat çekmek için Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 3 Mart 2014 yılında 3 Mart’ı, Dünya Yaban Hayatı Günü olarak kabul ve ilan etti diyen Başkan Argunağa “Ancak günümüzde azgın bir azınlığın oluşturduğu, Doğadaki işgal kuvvetleri yaban hayatını yok ediyor. Yaban hayatının varlığını sürdürmeye çalıştığı yer onların dünyası. Evlerini başlarına yıkıyoruz. Bilinçsizce ve acımasızca yapılan avcılık ve vahşi madencilik ile katlediyoruz. Çünkü onlar sahipsiz. Sermayesi yok. Söz hakkı yok. Basını yok. TV si yok. En önemlisi oy hakları yok. İnsanoğlunun doymak bilmeyen aç gözlülüğü, vicdansızlığı onları güçsüz bırakıyor. Yaşam alanlarını savunacak güçleri yok.
TV haberlerinde domuzların Kırklareli’de pazara, İstanbul’da boğaza gittiğini izliyoruz. Gitmesinde ne yapsın. Sermaye dağa çıktı. Domuzlar boğaza ve pazara indi. Günlük çıkarlar uğruna yok ettiğimiz yaban hayatın mensuplarını sirklerde, akvaryumlarda ve hayvanat bahçelerinde görebiliyoruz. Ne yazık ki, Onlar eziyet çekerken, keyifle izlemeye devam ediyoruz. Dünyamız ve doğamız milyonlarca yılda oluştu. Milyonlarca yılda oluşan doğa, milyonluk kazançlar için yok ediliyor. Biz ne yapıyoruz? Aslında hiçbir şey yapmasak, doğal haline bıraksak, bizlerde, doğal yaşamda nefes alacak.
Bu dünya sadece insanlara ait değil. Doğadan ve doğrudan yana olmakla, geleceğe yaşanır bir dünya bırakmak mümkün olacaktır. Yaban hayatı açısından zengin bir ülke olan Türkiye’nin taraf olduğu CITES, Biyoçeşitlilik, Bern ve benzeri sözleşmeler kapsamında önemli sorumlulukları bulunuyor. Yaylalarımızda açan kardelenler, semalarımızda uçan turnalar, dağlarımızda gezen ceylanlar, kumsallarımızda yavrulayan deniz kaplumbağaları ve denizlerimizi şenlendiren yunuslar bu sözleşmeler kapsamında korumakla yükümlü olduğumuz türlerden yalnızca birkaçı. Ancak ne yazık ki yaban hayatımızı oluşturan türleri ve onların yaşam ortamlarını çeşitli nedenlerle kaybetmeye devam ediyoruz. IUCN’e göre ülkemizde nesli tehlike altında bulunan tür sayısı 179’a çıktı. Bu eğilimin tersine çevrilmesi için kamu kuruluşları, sivil toplumu, bilim dünyası ve iş çevreleri ile toplumun bütün kesimleri arasında işbirliği şart.” Türkiye Çevre Platformu ve Türkiye Doğaya Güç Kat Ağı bileşeni de olan Batman Çevre Gönüllüleri Derneği olarak, yaban hayatının korunması konusunda açıklama yapan doğa ve çevre örgütlerinin konuyla ilgili basın açıklamalarının altına imza atıyor, kendilerini selamlıyor ve 3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü vesilesiyle toplumun tüm kesimlerini duyarlı olmaya davet ediyoruz” dedi.
