Her hafta Cumartesi günü Gülistan Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde İHD ve Kayıp Yakınları tarafından gerçekleştirilen 358’inci ‘Kayıplar Bulunsun, Failler Yargılansın’ eyleminde sokağa çıkma yasaklarına tepki gösterildi. Temmuz 2015’ten bu yana yaşanan çatışmalı dönemde ağır hukuk ihlallerinin yaşanmaya başlandığını belirten İHD Batman Şube Başkanı Av. Mehmet Bağatır, 2015 yılı içinde sadece yargısız infaz sonucu 173 kişinin yaşamını yitirip, 226 kişinin yaralandığını, silahlı çatışmalar nedeni ile 171’i asker, polis, korucu, 195’i silahlı militan ve 157’si sivil olmak üzere 523 kişinin yaşamını yitirdiğini, bu süreç içerisinde cihatçı yapılanmaların canlı bomba saldırılarında 138 kişinin hayatını kaybettiği ve 929 kişinin yaşamını yitirdiğini söyledi. Bu dönemin en bariz özelliğinin çok açık bir şekilde kanuna ve hukuka aykırı olarak ilan edilen sokağa çıkma yasakları ile birlikte kentlerde yaşayan bütün insanların kolektif bir şekilde cezalandırılmaya çalışılması olduğunun altını çizen Bağatır: “Türkiye’nin mevcut mevzuatında vali ve kaymakamların sokağa çıkma yasağı ilan etme yetkileri kesinlikle yoktur. 5442 sayılı İl İdaresi Kanununda böyle bir yetki verilmemiştir. Kamuoyunda iç güvenlik paketi olarak adlandırılan paket kapsamında dahi böyle bir yetki yoktur. Türkiye mevzuatında sadece ve sadece sıkıyönetim ve olağanüstü hal kanunlarına dayanarak sokağa çıkma yasağı ilan edilebilir. Bu hususu sürekli ifade etmemize rağmen Anayasa, AİHS ve mevcut kanunlar ihlal edilerek Kürt kentleri abluka altına alınıp savaş kuralsız bir şekilde sürdürülmeye çalışılmaktadır.” dedi.
“Diyaloga geçilmeli ve müzakereler başlatılmalı”
Yasaklar ile ilgili yapılan açıklamada konuşan İHD Batman Şube Başkanı Av. Mehmet Bağatır: “16 Ağustos 2015’te başlayan ve halen devam eden bu süreçte Diyarbakır’da 8 ilçede toplam 32 kez, Mardin’de 3 ilçede toplam 9 kez, Şırnak’ta 2 ilçede toplam 7 kez, Hakkari’de 1 ilçede 4 kez, Muş/Varto’da, Batman/Sason’da, Elazığ/Arıcak’ta birer kez sokağa çıkma yasakları ilan edilmiş, bu şekilde doğrudan doğruya yaklaşık 1 milyon 300 bin kişi etkilenmiş, ancak bir bütün olarak bütün Kürt kentleri etkilenmiştir. Diyarbakır Sur’da, Mardin Dargeçit ve Nusaybin’de, Şırnak Cizre ve Silopi’de sürmekte olan sokağa çıkma yasakları tam bir yıkıma dönüşmüştür. On binlerce insan evlerini terk etmek zorunda bırakılmıştır. Abluka altına alınan ilçelerde halkın sağlığa erişim hakkı engellenmiş, eğitim hakkı rafa kaldırılmış, halkın temel ihtiyaçlarını karşılaması engellenerek günlük yaşam çekilmez hale getirilmiştir. Bu kadar açık, kanuna ve hukuka aykırı kuralsız uygulamalar Türkiye yargısı tarafından seyredilmiş, hiçbir şekilde etkili soruşturma yöntemlerine başvurulmamıştır. Bu ağır ihlallere karşı çıkıp protesto hakkını kullananlara yönelik polis şiddeti ise ayrıca can almaya devam etmektedir. Bütün bu olup bitenler Kürt sorununun çözümünde şiddette ısrarın sonucudur. Buradan taraflara sesleniyoruz. Şiddet politikaları ile Kürt sorunu çözülemez. Bir an önce 28 Şubat 2015 deklarasyonuna bağlı kalınarak diyaloga geçilmeli ve müzakereler başlatılmalıdır. İnsan hakları savunucuları olarak bütün hukuka aykırı uygulamaları ve ağır hak ihlallerini belgelemeye ve bu ihlallerin giderilmesi için mücadele etmeye devam edeceğiz.” dedi.