Hasankeyf’in orta çağda en önemli dokuma merkezlerinden olması ve buranın bölgedeki en yoğun ticaret faaliyetlerinin merkezleri arasında yer alması özellikle dokumacılığı cazip hale getirmiştir. Günümüze kadar bu mesleğin gelebilmesi özellikle Hasankeyf'in eski dokumacılarının büyük bir rolü bulunmaktadır. Ata mesleği olan dokumacılığı halen babalarından öğrendikleri tarzda sürdüren Aytekin kardeşler, el sanatlarının günümüzde gittikçe yok olma ile karşı karşıya kaldığını belirterek, ‘‘Hasankeyf'te sürdürdüğümüz mesleğimizi nerde olursa olsun sürdürmek derdindeyiz. Şehre gelmemize rağmen atıl durumdaki evimizi bir dokuma atölyesine dönüştürdük. Eskiden daha otantik ve ahşap malzemelerle yaptığımız tezgahlarımızı biraz daha modernize etmek zorunda kaldık. Daha önceleri dönme tahta iplik dolapları vardı ama bunlar piyasadan kalkınca biz bunun yerine bisikletlerin teker jantlarını kullanmaya başladık. Dokuma tezgahımızın tamamı ahşaptandı. Fakat şimdi bir kısmı demirlerle sabitleştirmek zorunda kaldık. Günde ortalama bir iki kilim ve namazlık üretmekteyiz. İşimiz zor, el becerisi ve kol kuvvetimizle çalışıyoruz. Alın terimizle evimize ekmek paramızı çıkarıyoruz. Gelişmiş ülkelerde bu tür mesleklerin yaşatılması için ciddi destekler verilirken burada kimse yüzümüze bile bakmıyor. Oysa bu bir kültür ve sanattır. Yöremizin adeta sembollerini nakış ederek bir kültürümüze sahip çıkıyoruz’’ ifadelerini kullandılar. Son olarak yetkililerin bu tür meslek sahiplerini unutmaması gerektiğini söylediler.