Yılmaz Güney Sergi Alanı'nda gerçekleştirilen açıklamada konuşan Platform Sözcüsü Cihan Tüzün, Türkiye'nin uzun yıllardır devam eden çatışmalı süreç nedeniyle toplumsal, ekonomik ve insani açıdan ağır bedeller ödediğini belirterek, sorunların artık demokratik siyaset, diyalog ve hukuk temelinde çözülmesi gerektiğini ifade etti.
Toplumun geniş kesimlerinde barış yönünde güçlü bir beklenti bulunduğunu dile getiren Tüzün, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin kalıcı sonuçlar doğurabilmesi için yalnızca siyasi iradenin değil, hukuki düzenlemelerin de hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.
"ÇERÇEVE YASA TARİHİ BİR FIRSAT"
TBMM gündemine gelmesi beklenen çerçeve yasanın Türkiye açısından tarihi bir fırsat sunduğunu belirten Tüzün, hazırlanacak düzenlemenin sadece teknik hükümlerden oluşmaması gerektiğini kaydetti. Yasanın insan haklarını ve temel özgürlükleri güvence altına alan, ayrımcılığı reddeden, demokratik katılımı esas alan ve toplumun tüm kesimlerinin kendisini güvende hissedeceği bir anlayışla hazırlanmasının önemine dikkat çekti.
Kalıcı barışın ancak adalet, hukuk devleti ve demokratikleşme ilkeleriyle mümkün olacağını ifade eden Tüzün, çıkarılacak düzenlemenin toplumsal barışın hukuki güvencelerini oluşturması, demokratik siyaset alanını genişletmesi ve eşit yurttaşlık anlayışını güçlendirmesi gerektiğini söyledi.
Platform, yasama sürecinin şeffaf ve katılımcı bir anlayışla yürütülmesini isterken, toplumun farklı kesimlerinin görüş ve önerilerinin dikkate alınmasının önemine vurgu yaptı.
Açıklamada ayrıca, çatışmaların sona ermesiyle birlikte kamu kaynaklarının eğitim, sağlık, üretim, istihdam, sosyal politikalar ve depreme hazırlık gibi öncelikli alanlara yönlendirilmesi gerektiği belirtilerek, barışın yalnızca güvenlik değil, ekonomik ve sosyal kalkınma açısından da önemli katkılar sağlayacağı ifade edildi.
Emek ve Demokrasi Platformu, barış sürecinin yalnızca kamu kurumları ve siyasi aktörlerin değil; emek ve meslek örgütleri, kadın hareketi, gençler, insan hakları kuruluşları, akademi, hukuk çevreleri ve sivil toplumun aktif katılımıyla yürütülmesi gerektiğini belirterek, toplumsal katılımın güçlendirilmesi çağrısında bulundu.