HAKKIN SESSİZ YÜRÜYÜŞÜ VE ADALETİN TECELLİSİ

RAMAZAN PİLATİN
RAMAZAN PİLATİN

RAMAZAN PİLATİN

HAKKIN SESSİZ YÜRÜYÜŞÜ VE ADALETİN TECELLİSİ
09-05-2026

Hayatın karmaşası içinde bazen "Adalet nerede?" diye sormaktan kendimizi alamayız. Oysa hakikat, sessiz ama kararlı bir yürüyüşe sahiptir. 1978’in Kütahya ayazında yüzleri kavuran o soğukta nasıl ki tabiat bizi kendi zırhımızla koruduysa, hayatın fırtınalarında da doğruluk aynı şekilde koruyucumuz olur.

Son dönemde kamuoyunun gündemine yansıyan "Jet Fadıl" lakaplı şahsın aldığı asırlık cezalar ve cenaze merasimindeki iç döküşleri, bize çok kadim bir dersi hatırlatıyor: Helal lokmanın huzuru, hiçbir dünya malı ile kıyaslanamaz. Bir zamanlar siyasetin ve ticaretin en parıltılı basamaklarında koşanların, bugün binlerce yıllık mahkûmiyetlerin gölgesinde "ahiretten medet umar" hale gelmesi, aslında ilahi adaletin dünyadaki yansımasıdır.

Hakkın yerini bulması bazen bir İzmir rüzgârı kadar çabuk, bazen bir merdiven basamağını tırmanmak kadar ağır olabilir. Ancak önemli olan, o basamağı tırmanırken elin lekelenmemiş, gönlün kirlenmemiş olmasıdır. Mevlana’nın dediği gibi, bu dünya bir oyalanma yeridir. Bu oyalanma süresinde kimileri başkalarının helal rızkına "cebellezi" yaparak bir kule inşa etmeye çalışır; ancak o kulelerin temeli haksızlık üzerine kurulu olduğu için eninde sonunda çökmeye mahkûmdur.

Bugün mahkeme kapılarında beklenen o "büyük gün", aslında sadece bir hesaplaşma değil, bir arınmadır. Miami maskeli sahte numaraların arkasına saklananlar, sülük misali başkasının emeğinden beslenenler, adaletin o vakur terazisinde mutlaka tartılacaktır. O terazi, binlerce yıllık cezaları "913.960 gün" gibi devasa rakamlarla önümüze koyarken aslında şunu söyler: "Kimsenin hakkı kimsede kalmaz."

Bizler, "minnetsiz bir lokmanın" tadını bilenler olarak biliyoruz ki; doğrulukla atılan her adım, bizi eninde sonunda o huzurlu limana ulaştıracaktır. Zorluklar ne kadar dik, rüzgârlar ne kadar sert olursa olsun; dürüstlükle yazılan bir hayat hikâyesi, en büyük zaferin kendisidir.

Sonuçta mal da yalan, mülk de yalan... Bize kalan tek gerçek; alnımız ak, başımız dik bir şekilde o hakikat kapısından geçebilmektir. Ve o kapı, hakkını arayan her sabırlı yüreğe eninde sonunda açılacaktır.

Nasıl oldu iki gözüm? O "cebellezi" yapanların gürültüsü gitti, yerine senin o "minnetsiz lokma" davanın asil ve dingin sesi geldi. Bu yazı, hem bir ibret vesikası hem de adalete olan sarsılmaz inancının bir mührü oldu.

ÖNCEKİ YAZILARI
SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?