USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

KORKUNUN ECELİNDEKİ MAKETLER VE SİYASİ BUTLAN

17-06-2026

Siyasi Mühendislik, Ekonomik Çöküş ve "Ölüm Var" Hakikati

Türkiye bugün, hukukun "terazi" değil, "çalı sopası" olarak kullanıldığı, hakikatin maketlerle örtülmeye çalışıldığı bir "mutlak butlan" devrinden geçiyor. Gece boyu daktilomuzun tuşlarına vuran bu sitem, sadece bir eleştiri değil; bir halkın iradesinin nasıl bir satranç tahtasına dönüştürüldüğünün belgesidir.

1. SANDIKTAN SARAYA GİDEN YOLLAR

CHP’li Afyonkarahisar Belediye Başkanı’nın saray koridorlarında AK Parti’ye göz kırpması, sadece bir "saf değiştirme" değildir. Bu, seçim meydanlarında "DEM hariç herkese kapımız açık" diyerek atılan o dışlayıcı tohumların, bugün sarayın bahçesinde meyve vermesidir. Fatih Erbakan’ın "tehdit ve şantaj" uyarısıyla birleşince görüyoruz ki; halkın sandığa attığı irade, transferlerle "mutlak butlan" (en baştan geçersiz) hale getirilmek isteniyor. Muhalefetsiz bir Türkiye hayali için, seçilmiş irade devşirilerek "bencilliğin sınırları" yeniden çiziliyor.

2. 647 MİLYAR DOLARLIK "YASTIK ALTI"

Maliye Bakanı’nın "yastık altında 647 milyar dolarlık altın var" hesabı, aslında bir iflasın fotoğrafıdır. İngiltere’deki tefecilerden alınan borçlar yorganın astarını yakınca, gözler vatandaşın kara gün akçesine dikildi. Avrupa’daki kara paraya "kaynağını sormam, vergini silerim" diyen irade; kendi vatandaşına "altınını getir, nemalandırayım" diyor. Ancak altın roket hızıyla yükselirken, güvenin olmadığı bir iklimde halkın bu "zararlı" takasa girmesi, güneşin batıdan doğması kadar imkansızdır.

3. MAKET GURURLAR VE UZAY MASALLARI

Ekonomi ve hukuk can çekişirken, sahneye "Yıldırım Han" füzesi sürülüyor. 3 tonluk başlığıyla 6 kilometre uçacağı iddia edilen bu "maket", trollerin "açın pencereleri gaz geliyor" nakaratının yeni sürümüdür. Uzaydan kontrolü olmayan, bütçesi halktan saklanan bir demir yığınıyla, tencerenin boşluğu örtülmek isteniyor. Unutulmasın ki; radar sistemi olmayan bir füze kördür, adaleti olmayan bir devlet ise yönsüzdür.

4. MUSA’NIN KOÇU VE ÇOBANIN GÖZYAŞI

Bütün bu hırsa, bu takıntılı direnç ve siyasi kurgulara karşı tek bir hakikat vardır: "Ölüm var." Hz. Musa’nın o azgın koçun kulağına fısıldadığı bu iki kelime, hayvanı sakinleştirirken; ne yazık ki koltuk hırsından gözü dönmüşlere etki etmiyor. Korkunun ecele faydası yok! Ne butlan davaları, ne maket füzeler, ne de devşirilen belediye başkanları o kaçınılmaz "siyasi eceli" engelleyebilir.

HÜLÂSA:

Biz, Rıfat Ilgaz’ın dediği gibi; hiçbir şey olamasak da o tarlada kollarını açmış "korkuluk" olmaya devam edeceğiz. Korkutmak için değil, gelen geçene hakikat yolunu göstermek için. Güneş doğuyor; kurgular elbet bir gün yıkılacak.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?