USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

ZAMANIN HÜKMÜ VE LONDRA’DAKİ MAT

16-06-2026

Gün geçmiyor ki; devletin mahremiyet süzgecinden sızan bir skandal, daktilomuzun tuşlarını titretmesin. Bu kez rotamız Ankara değil, puslu Londra sokakları... Sahne ise bir kafeterya.

Sormazlar mı adama; Ankara’nın tiftik keçisi mi bitti, yoksa Kızılay’ın taze simidi mi bayattı da rotayı Londra’ya kırdınız? Devletin en kritik üç sacayağını temsil eden isimler neden Ankara’daki o güvenli devlet koridorlarını bırakıp, Londra’nın bir kafesinde "açık hedef" haline geldi?

Masada kimler yok ki? Dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül ve Ekonomi eski Bakanı Nihat Zeybekçi. Bu dev kadronun yanında ise "iş adamı" maskesiyle oturan, ancak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay tarafından "ülke adına bilgi toplamakla" görevlendirildiği iddia edilen Hüseyin Gün var. Kağıt üzerinde bir-iki şirketi işleten bir "işletmeci" olarak görünen Gün, belli ki o masada sadece çay dağıtmıyor, devletin en mahrem birimlerini Londra’nın istihbarat trafiğine bağlıyor.

Ancak asıl "patlayıcı" madde kadrajın dışından içeri sızıyor: Pol Mack Krech.

MI6 çatısı altında 11 yıl dirsek çürütmüş, istihbaratın tozunu yutmuş bu eski kurt deklanşöre basıyor. Krech, elinde purosuyla oturan Zeybekçi’yi işaret edip "Bu kim?" diye sorduğunda, İçişleri Bakanı Soylu’nun cevabı devlet ciddiyetinden ziyade bir istihbarat oyununu andırıyor: "Yanındaki istihbaratçıya sor!"

Kendi toprağında "şah" olanların, başkasının sahasında nasıl birer "piyona" dönüştüğünün fotoğrafıdır bu. Bu fotoğraf karesi, o tarihlerde Cumhuriyet Başsavcısı olan ve bugün Adalet Bakanlığı koltuğunda oturan isme kadar ulaşıyor. Ve asıl trajedi WhatsApp koridorlarında başlıyor: "Devlet görevlilerinin fotoğrafını çekemezsin" uyarısı... Devletin namusu olan bilgi güvenliğinin, bir cep telefonu uygulaması üzerinden "rica-minnet" usulüyle korunmaya çalışılması, tam bir "Utility Group" amatörlüğüdür.

Peki, biz neyi sorgulamalıyız? Devletin güvenliği Soylu’ya, adaleti Gül’e, kasası Zeybekçi’ye emanetken; nasıl oluyor da bir MI6 kurdu elini kolunu sallayarak bu ekibi kadraja alıp dalga geçebiliyor? O masada konuşulanlar Ankara’nın duymaması gereken şeyler miydi ki, İngiliz istihbaratının ev sahipliğine sığınıldı?

Ömer Hayyam’ın dediği gibi; "Piyon diye ezdiğin gün gelir şah olur." Ama görünen o ki, bu siyaset satrancında şahlar, kendi kurdukları oyunda yabancı servislerin hamleleri arasında sıkışmış durumda.

Biz daktilomuzla o perdenin arkasına bakmaya devam edeceğiz. Çünkü bu kuyu sadece petrol değil, çokça "sır" fışkırtıyor. Ve unutulmasın ki; gün gelir, o kurduğun oyunda mutlaka şah düşer, MAT olursun!

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?