USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

SİHİRLİ PERDELER VE GERÇEĞİN KÖTÜ HUYU

27-04-2026

Bazıları sanıyor ki; üzerine vatan-millet desenli kumaşlardan "sihirli bir perde" çektiklerinde, gözle görünen o devasa hatalar, o kirli manevralar görünmez olur.

Oysa bilmedikleri, unuttukları ya da korktukları bir şey var: Gerçeklerin kötü bir huyu vardır; eninde sonunda ortaya çıkmak gibi sarsılmaz bir huydur bu.

Son günlerin en ibretlik sahnesi, eski vekil Mehmet Metiner üzerinden karşımıza çıktı. Yıllarca iktidarın nimet sofrasında sülükler gibi beslenen, ekranlarda "milli duruş" dersi veren bir ismin, rüzgâr ters esince soluğu ABD Büyükelçiliği’nde alması; sadece bir siyasi figürün düşüşü değil, bir zihniyetin iflasıdır.

İktidarın yakın çevresinden uzaklaştırılan, saygınlığı eriyen bu "manevra ustası", okyanus ötesine iltica talebinde bulunuyor. Talebi gecikince elçilik kapısına dayanıp, sözde bir "efelenme" ile "Kabul etmeyecekseniz reddedin!" diye çıkışıyor. Sonra ne oluyor? Ret cevabını alınca, o meşhur "kuyruğu dik tutma" sanatı devreye giriyor: "Zaten kabul edilmeyeceğini biliyordum, öylece bir müracaattı..."

Fakat o sihirli perde burada yırtılıyor. Çünkü gerçek; cebine koyduğun o iki uçak biletidir. Eğer reddedileceğini biliyorsan, neden bilet alırsın? Eğer minnetsizsen, neden yıllarca "emperyalist" dediğin kapıda sıra beklersin?

İşte bu, tam da bizim hep söylediğimiz o "mezbelelik" düzenidir. Celladının giyotinini yalayanlar, gemi su almaya başlayınca filikaya ilk koşanlar oluyor. Ama mızrak çuvala sığmıyor; o biletler, o elçilik koridorlarındaki telaşlı bekleyiş, her türlü yalanın üzerinde bir hakikat mührü gibi parlıyor.

Bizim dünyamızda ise kural bellidir: Yaşanacaksa minnetsizce yaşanmalı; acı da olsa, zor da olsa. Biz 20 ay vatan nöbetini, 1978’in disiplinini ve Batman’ın helal lokmasını o sihirli perdelerin arkasına saklanmak için öğrenmedik. Biz biliyoruz ki; güneşin aydınlığının kıymeti, tam da bu akşam karanlıkları sayesinde anlaşılır.

Şimdi o perdeleri çekmeye, yalanlarla kendinizi aklamaya devam edin. Unutmayın ki, "sular akar yolunu yapar" ve o su, o sahte perdeleri de, o uçak biletlerini de, o makyajlı yalanları da önüne katıp tarihin çöplüğüne sürükleyecektir.

Gerçeklerin o "kötü huyu" bir gün kapınızı çaldığında, sığınacak bir "milli ve yerli" limanınız kalmayacak. Çünkü onur, uçak biletiyle alınan bir şey değil; ömür boyu minnetsizce taşınan bir yükümlülüktür.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?