USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

CİBİLİYET...

22-06-2026

Az çok TV izleyenler Cibilliyetsiz kelimesinin Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından zaman zaman kullanıldığını görmüştür. Cibiliyetsiz kelime anlamı; "yaradılışı kötü, mayası veya sütü bozuk, soysuz ve karaktersiz" kimseler için kullanılan aşağılayıcı bir sıfattır. Sözünde durmayan, güven vermeyen ve utanç verici davranışlar sergileyen kişileri tanımlamak için tercih edilir.

Günümüz siyasi atmosferini takip ettiğimizde aslında bu sözün ne kadar yerinde kullanıldığını veya çok kişinin bu söze ne kadar layık olduğunu görmek mümkündür.

Maalesef Türkiye siyasi hayatında da bunların sayısı her geçen gün hızla arttığına şahit olmak çok üzücüdür.

Türk siyasetinin en büyük problemi fikir ayrılığı değildir. Demokrasi zaten farklı fikirlerin yarışmasıdır. Asıl problem, bazı siyasetçilerin hiçbir fikre, hiçbir değere ve hiçbir ilkeye gerçekten bağlı olmamasıdır.

Bugün dönüp geçmişe baktığımızda ibret verici bir tablo görüyoruz. Yıllarca meydanlarda nutuk atanlar, uğruna mücadele ettiklerini söyledikleri davaları bir kalemde silenler, dün “asla” dediklerine bugün sarılanlar, dün düşman ilan ettikleriyle bugün omuz omuza yürüyenler…

Ve ne yazık ki bu tablo artık kimseyi şaşırtmıyor.

Eskiden siyasetçiler fikirleriyle yarışırdı. Bugün ise birçok siyasetçi fırsat kolluyor. Mevki, makam, güç, para…

Rüzgâr hangi yönden esiyorsa oraya dönenler, güç kimdeyse onun yanında saf tutanlar, seçimden seçime renk değiştirenler, makam gördüğünde bütün geçmişini unutanlar artık siyasetin sıradan olağanlığı haline gelmişlerdir.

Oysa dava denilen şey zor zamanda terk edilmeyen şeydir.

Bir makam teklifi geldiğinde değişiyorsa adına dava değil, menfaat denir.

Bir koltuk uğruna yılların mücadelesi çöpe atılıyorsa buna siyasi olgunluk değil, siyasi savrulma denir.

Siyasetçiler halkın kolayca unutacağını biliyor. Yoksa bu kadarına cüret edemezlerdi.

Halk, Dün söylediklerini bugün inkâr edenleri de görüyor, ama hala inanmaya devam ediyor.

Bir dönem uğruna mücadele ettiğini söylediği değerleri ilk fırsatta terk edenleri de görüyor. Âmâ halk inanıyor.

Siyasi kariyerini korumak için her dönemin adamı olmaya çalışanları da görüyor. Halk peşinden gidiyor.

Bu nedenle toplumda siyaset kurumuna duyulan güven her geçen gün biraz daha aşınıyor. Çünkü halk çaresiz…

Çünkü insanlar hata yapanı affedebilir. Halk af ediyor.

Yanılanı affedebilir ediyor.

Fakat çıkarı uğruna sürekli yön değiştirenlere güven duymaz ve duymamalıdır Öyle mi?

Tabi ki hayır güven duyuyor.

Bir insanın karakteri rahat zamanda değil, çıkarıyla ilkesi karşı karşıya geldiğinde ortaya çıkar.

Gerçek sadakat, kazanç varken değil bedel öderken belli olur.

Bugün siyaset sahnesinde gördüğümüz birçok örnek ise tam tersini gösteriyor.

Makam büyüdükçe ilkeler küçülüyor.

Koltuk yaklaştıkça kırmızı çizgiler siliniyor.

İmkân arttıkça eski sözler unutuluyor.

Türkiye’nin ihtiyacı her seçim döneminde yeni sloganlar atan siyasetçiler değildir.

Türkiye’nin ihtiyacı sözünün arkasında duran insanların olması gerekir ama Siyasi deha olan Reis herkesin cibiliyetini çok iyi biliyor…

Cilibiyetli siyasetçi; Bugün kazanan tarafta olmak için değil, siyasi ilke ve değerlerine bağlı hareket eden, onun için mücadele eden insanlardır.

Çünkü bir ülkeyi ayakta tutan sadece ekonomi değildir.

Sadece kurumlar da değildir.

Bir ülkeyi ayakta tutan şey, karakter sahibi insanların varlığıdır.

Siyasette koltuklar gelir geçer.

Makamlar değişir.

İktidarlar değişir.

Ama geriye tek bir şey kalır.

İnsanın kendi sözüne ne kadar sadık kaldığıdır. Allah bizi cibilliyetsizlerden muhafaza etsin…

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?