Son yerel seçimlerden sonra CHP belediyelerine yönelik operasyonlar, tutuklamalar ve peş peşe gelen ifşalar gündemin merkezine oturdu adeta…
Muhalefet cephesinden yükselen ortak söylem ise tanıdık. “İktidar bizimle uğraşıyor, siyasi operasyon yapılıyor, yargı sopa olarak kullanılıyor.”
Peki, diyelim ki hepsi doğru…
Diyelim ki iktidar gerçekten sizi gece gündüz izliyor. Diyelim ki belediyeleriniz didik didik ediliyor. Diyelim ki en küçük açığınız büyütülmek için bekleniyor.
O zaman insan sormadan edemiyor. Madem böyle bir düzen olduğunu biliyordunuz, neden ayağınızı denk almadınız? Neden izahı zor pisliklere bulaştınız?
Kusura bakmayın ama bir yandan, Bizi sürekli takip ediyorlar, diyeceksiniz, diğer yandan ortaya saçılan iddialar, ilişkiler, şaibeli görüntüler ve ifşalar karşısında toplumdan sorgusuz sualsiz destek bekleyeceksiniz. Bu kadar büyük bir siyasi mücadelede bu kadar büyük dikkatsizlik, iyi niyetle açıklanabilecek bir durum değildir.
Ülkeyi yönetmeye talip olan bir siyasi kadro, bırakın hatayı, hata ihtimaline bile kapıyı kapatmak zorundadır.
Çünkü siyaset, hele ki Türkiye gibi sert bir zeminde yapılan siyaset, Ben temizdim ama denk geldim, mazeretini kaldırmaz. Rakibine açık vermeyeceksin, şeffaf olacaksın…
Bir gerçek var ki artık seçmen bunu görüyor.
Mağduriyet söylemi tek başına yetmiyor.
Vatandaş şunu soruyor: Madem sizi izliyorlardı, neden elinize koz verdiniz? Eğer rakibinizin tüm gücüyle sizi gözlediğini biliyorsanız, attığınız her imza, kurduğunuz her ilişki, verdiğiniz her karar iki kere düşünülmek zorundadır. Bu öngörüsüzlük değil midir?
Açık konuşalım. Eğer bir siyasi hareket, kendisini iktidarın hedefinde görmesine rağmen hâlâ tartışmalı alanların içine düşüyorsa, burada sadece siyasi baskıyı değil, ciddi bir yönetim zaafını da konuşmak gerekir.
Elbette hukuk kararını verir, suç, mahkeme kararıyla sabit olur. Kimse hakkında peşin hüküm kurulamaz. Ancak siyasette mesele yalnızca hukuki değildir. Siyasi akıl diye de bir şey vardır.
İktidarın sizi izlediğini söyleyip, sonra da sürekli savunma pozisyonunda kalıyorsanız, burada oturup sadece rakibi suçlamak yetmez. İnsan ister istemez şu cümleyi kuruyor.
“Kardeşim, sizi ülke yönetimine talip görüyoruz ama siz daha kendi açıklarınızı yönetememişsiniz.”
Siyaset mağduriyetle seçim kazanabilir, âmâ devlet yönetmek, mazeret değil öngörü işidir.
