USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

ORTADOĞU’NUN FEDAKÂR HALKI

29-05-2026

Size bir hikaye anlatacağım. İnsanlık tarihinin ilk doğuşu ve dünyanın kalbi Ortadoğu’nun tam ortasında, haritalarda görünmeyen bir yer vardı.

Kendini dünyadaki halklar için feda eden bir millet tarafından, Ortadoğu’ya demokrasi getirme Genel Merkezi kurulmuştu.

Bina eskiydi. Kapının üstünde paslı bir tabela asılıydı:

Önce Ortadoğu’da ki ulus devletlere demokrasi getireceğiz, Sonra Kendimize Bakarız. kahrolsun ilkel milliyetçilik. Yaşasın halkların kardeşliği…

İçeride hummalı bir çalışma vardı.

Bir masa etrafında toplanmış insanlar hararetle tartışıyorlardı. Toplantının konusu, Ortadoğu’ya demokrasiyi, ekolojik, kadın özgürlüğü, jinekolojiyi komün yaşamı nasıl getireceklerini tartışıyorlardı.

- Arkadaşlardan biri, bugün neyi nasıl özgürleştiriyoruz ve kurtarıyoruz? Arkadaşlar dedi…

- Sabah oturumunda Ortadoğu’ya demokrasiyi getirme vardı. Öğleden sonra kadın özgürlüğü. Akşam da ekolojik devrimini ve komün yaşamını konuşacağız dedi…

Köşede oturan yaşlı biri gözlüğünü indirip sordu.

- Peki, bizim köyde hâlâ insanlar kendi dilinde eğitimi tartışıyor, gençler işsiz, haklar desen yarım yamalak… Bizim gibi Müslüman olan Kardeş halklar bize zulüm ediyorlar. Ona ne zaman bakacağız? dedi.

Salondaki herkes bir anda sustu.

Başkan ciddiyetle ayağa kalktı.

- Aman ha! Önce Ortadoğu’ya demokrasiyi getireceğiz. Kendimizi düşünmek bencillik olur yoksa ilkel milliyetçi oluruz. Biz önce sayıları bizden kat kat fazla olan komşu halklara demokrasiyi getireceğiz, onları eski alışkanlıklarından vaz geçireceğiz dedi. İlkel milliyetçilik istemiyorum…

Bir genç dayanamadı.

- Başkanım bin yıllık fars geleneğini, asrı saadetten bu yana kan ve göz yaşının hiç eksik olmadığı Arap kardeşlerimize demokrasiyi, jinekolojiyi, ekolojiyi, komün ile yaşamayı nasıl anlatacağız dedi.

Bir diğeri de,

- Ama başkanım, herkes kendi halkı için mücadele ediyor. Her millet önce kendi çıkarını düşünüyor. Biz neden sürekli başkalarının demokrasi bakım servisi gibiyiz? Dedi…

Başkan duvardaki büyük posteri gösterdi.

Posterde eski bir film kahramanı gibi poz veren biri vardı. Altında şu yazıyordu:

“Dünyayı Kurtaran Halk , Kendi Dosyası Sonra Görüşülecek. Kahrolsun ilkel milliyetçilik. Yaşasın demokratik entegrasyon “yazıyordu.

Genç tekrar sordu:

- Yani bizim asıl amacımız nedir? Neden bunca bedel ödüyoruz, hedefimiz ne?

- Çok büyük hedeflerimiz var evladım! İran’ı demokratikleştireceğiz, Suriye’ye huzur getireceğiz, Irak’ı dönüştüreceğiz…

- Güzel de, bizim için ne olacak?

Başkan gururla cevap verdi.

- Hiçbir şey istemeyeceğiz! Bizler demokrasi kahramanı olacağız bütün dünya bizi kahraman ilan edecek dedi. Ulus devlet anlayışı ve ilkel milliyetçilik çok kötü… Toplantıdaki kadın arkadaş; “varsın ulus devlet onların olsun, bize demokrasi yeter “dedi

- Nasıl yani? Sorular havada uçuşuyordu.

- Çünkü ulus devletler gericidir. Biz gerici olamayız.

- Ama başkalarının ulus devletlerinde yaşamaya devam edeceğiz değil mi?

- Tabii ki biz ulus devletler ile entegre olacağız.

- Onlar ulus devlet olunca sorun yok mu?

Başkan bir an durdu.

- O biraz teorik mesele. Sizler beni anlamıyorsunuz… Bütün dünya beni anladı siz anlamadınız. Dünyada ulus devletler iflas etmiştir dedi…

Toplantının arkasında çay dağıtan amca söze karıştı.

- Evladım, bu biraz şuna benziyor… Adamın kendi çatısı akıyor ama mahallede “Ben bütün sitenin çatılarını tamir edeceğim” diye geziyor.

Bir başkası ekledi.

- Üstelik herkes diyor ki “Sen bizim çatıyı tamir et ama kendi evine fazla özenme.”

Salon yine sessizleşti.

Tam o sırada televizyonda haber çıktı:

“Ortadoğu’da yeni kriz…”

Başkan ellerini ovuşturdu:

- Harika! Yeni görev çıktı. Hadi arkadaşlar, yine Ortadoğu’ya demokrasiyi getirme mücadelesine devam…

Yaşlı adam arkasından mırıldandı:

- İyi güzel de… İnsan bazen düşünüyor. Dünyayı ve Ortadoğu’ya demokrasiyi getirme mücadelesi halkları kurtarmaya çalışan, biraz da kendini kurtarmayı düşünmez mi yahu…

Belki de bu kahraman ve fedakar halkın en büyük trajedisi buydu.

Herkes kendi ulus devletini güçlendirme derdinde iken bu mazlum halk başkasını değiştirmeye çalışıyordu. Ve bu fikre inanan azımsanmayacak derecede insanlar vardı.

Ve dünyanın kalbi denen o coğrafyada, herkes doktor kesilmişti… Ama kimse stetoskopu kendi göğsüne koymuyordu.

Yüzlerce yıl önce yazılan hikâye hala aynı güncelliğini koruyordu…

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?