Ana içeriğe geç

Batman Express, son dakika haberleri, yerel en güncel gelişmeler, siyaset, ekonomi, sağlık, eğitim, gündem, spor, teknoloji ve Türkiye geneli tüm özel haberler...

Mehmet Cevat Kerem
Mehmet Cevat KeremKöşe Yazarı

İTAAT EDEN DEĞİL, SORGULAYAN NESİLLER YETİŞTİRMEK

Türkiye’nin eğitim temel meselesi, yalnızca bilgi öğretmek değil, düşünen nesiller yetiştirmektir.

 Türkiye’nin eğitim temel meselesi, yalnızca bilgi öğretmek değil, düşünen nesiller yetiştirmektir.

Eğitim, itaat eden insanlar değil, soru sorabilen insanlar yetiştirdiğinde anlam kazanır.

Günümüz Türkiye’sinde eğitim sistemi üzerine yeniden düşünmemizin gerektiğini hatırlatıyor. Çünkü bir ülkenin geleceği, çocuklarına ezberlettiği cevaplarla değil, onlara sormayı öğrettiği sorularla şekillenir.

Türkiye’de eğitim denildiğinde çoğunlukla sınav başarılarını, üniversiteye yerleşen öğrenci sayılarını ve dereceye giren gençlerimizi konuşuyoruz.

Elbette bunlar önemlidir. Ancak eğitim başarısını yalnızca sınav sonuçlarıyla ölçmek, meselenin özünü gözden kaçırmamıza neden oluyor.

Bir öğrenci sınavlarda başarılı olabilir, peki, okuduğunu anlayabiliyor, bilgiyi yorumlayabiliyor, karşılaştığı sorunlara çözüm üretebiliyor ve gerektiğinde yanlış bildiklerini sorgulayabiliyor mu? Asıl üzerinde durmamız gereken soru budur.

Türkiye’de öğrencilerin matematik ve fen alanlarında geçmişe göre bazı ilerlemeler kaydettiğini, ancak birçok alanda ortalamanın gerisinde kaldığını görünmektedir. Bu tablo bize yalnızca daha fazla ders çalışmanın değil, öğrenme yöntemlerini geliştirmenin de gerekli olduğunu göstermektedir.

Türkiye’de eğitim alanında yeni müfredat çalışmalarıyla beceri temelli öğrenmeye ve öğrencinin çok yönlü gelişimine daha fazla önem verilmesi hedefleniyor. Ancak hiçbir müfredat değişikliği, sınıflardaki anlayış değişmeden tek başına başarıya ulaşamaz.

Öğrenciye soru sorma fırsatı verilmiyorsa, farklı düşüncesini ifade etmekten çekiniyorsa ve hata yapmaktan korkuyorsa eleştirel düşüncenin gelişmesi de zorlaşır.

Elbette sorgulamak, kuralları tanımamak veya öğretmene saygısızlık etmek değildir. Tam tersine, düşüncelerini gerekçeleriyle açıklayabilmek, farklı görüşleri dinlemek ve doğruya ulaşmak için aklı kullanmaktır.

Öğretmene saygı duyan ama gerektiğinde soru da sorabilen bir öğrenci, eğitimin başarısızlığını değil, gerçek amacına yaklaştığını gösterir.

Diğer taraftan eğitimde fırsat eşitliği de unutulmamalıdır. Okulların fiziki koşulları, öğretmenlerin çalışma ortamları, kütüphaneler, laboratuvarlar ve öğrencilerin eğitim kaynaklarına erişimi başarıyı doğrudan etkiler.

Özellikle imkânları sınırlı bölgelerdeki çocuklardan yüksek başarı beklerken onların hangi koşullarda eğitim gördüğünü de dikkate almalıyız. Bir ülkenin eğitimdeki başarısı, yalnızca en başarılı öğrencilerinin dereceleriyle değil, hiçbir çocuğunu geride bırakmama çabasıyla ölçülmelidir.

Öğretmeni güçlendirmeden, okulların ihtiyaçlarını karşılamadan ve öğrencilerin düşüncelerine değer vermeden kalıcı bir eğitim reformu gerçekleştirmek mümkün değildir. Çocuklarımıza yalnızca doğru cevapları öğretmemeli, doğru soruları nasıl soracaklarını da göstermeliyiz.

Çünkü eğitim, insanları aynı kalıba sokmak değil, her bireyin kendi aklıyla düşünebilmesini sağlamaktır.

Unutmayalım; Bir ülkenin geleceğini, yalnızca kendisine öğretilenleri tekrarlayanlar değil, gerektiğinde sorgulayan ve yeni fikirler üretebilen nesiller inşa eder.

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın
Bugün Yazdılar

Günün Yazarları