USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

NATO DAĞILIYOR MU?

16-03-2026

Dünya ekonomisi ve siyaseti Trump’ın yeniden seçilmesi ile derin bir kırılmanın içinden geçmektedir.

Uzun süre küresel düzenin tartışmasız lideri olan ABD’nin politikaları, artık müttefikleri tarafından bile sorgulanır hale gelmiştir. Bunun en somut göstergelerinden biri de Kuzey Avrupa ülkelerinin kendi aralarında yeni bir askeri ittifak kurma arayışına girmesi olmuştur. Çünkü artık kimse ABD’ye güvenmemektedir.

Kanada, Norveç, İsveç, Finlandiya, Danimarka ve İzlanda’nın Rusya tehdidine karşı Arktik’te yeni bir askeri iş birliği kurma yönünde adımlar atmaya başladılar. Dikkat çekici olan ise bu ülkelerin tamamının zaten NATO üyesi olmasıdır. Yani teorik olarak zaten ortak bir güvenlik şemsiyesi altındalar. Peki, o halde neden yeni bir ittifak arayışı?

Cevap aslında oldukça net. Güven krizi.

Son yıllarda Washington yönetiminin Avrupa’ya yönelik söylemleri ve politikaları, NATO ittifakının ruhunu zedelemiştir. ABD başkanının Avrupa ülkelerini sık sık küçümseyen açıklamaları, onların savunma harcamalarını bahane ederek aşağılayıcı bir dil kullanması, hatta zaman zaman Avrupalı müttefiklerin topraklarına göz dikmesi gibi ve siyasi mesajlar vermesi ciddi güvensizlik ile rahatsızlık yarattığı görülmektedir.

Bununla birlikte ABD’nin Avrupa’ya uyguladığı gümrük tarifelerini artırması, ticari baskıyı bir dış politika aracına dönüştürmesi ve uluslararası kurumlara karşı sergilediği umursamaz tavır Batı ittifakında yeni bir sorgulamayı başlattı. Bir zamanlar küresel düzenin mimarı olan ABD’nin artık Birleşmiş Milletler gibi kurumları dikkate almayan bir çizgiye kayması, Avrupa başkentlerinde ciddi bir güvensizlik oluşturmaktadır.

Amerika’nın askeri ve ekonomik gücünü sürekli vurgulayan kibirli dili de bu süreci hızlandırmaktadır. Ancak son dönemde yaşanan bazı gelişmeler bu algının sorgulanmasına neden olmaya başladı. Özellikle İran karşısında yaşanan askeri gerilimlerde ABD’nin beklediği uluslararası desteği bulamaması dikkat çekiciydi. ABD’nin en yakın müttefikleri bile bu süreçte mesafeli bir duruş sergilemişlerdir. Son gelişmeler ile birlikte dünyada ve ABD’de Yahudilere olan bakış açısı çok çok azaldığı görülmektedir.

İran’ın askeri ve stratejik direnişi ise dünya kamuoyunda beklenmedik bir etki yarattığı gözlenmektedir.

Birçok analizde İran’ın gösterdiği savunma performansı dikkat çekici bulunurken, bölgedeki gelişmeler ABD’nin askeri gücünün mutlak ve sorgulanamaz olduğu yönündeki algıyı da tartışmaya açmıştır. Dünyanın en büyük deniz filolarından bazılarının bölgede zorlanması ve geri çekilmek zorunda kalması bu tartışmaları daha da büyüttüğü gibi yıllardır savunmalarını ABD’ye teslim eden ülkeler şimdiden farklı arayışlara girmeye başlamışlardır.

Tüm bu gelişmeler artık bir gerçeği ortaya koymaktadır. Küresel dengeler değişiyor mu? Sorusu…

Avrupa ülkeleri artık güvenliklerini tamamen Washington’un politikalarına emanet etmenin risklerini daha açık biçimde görmeye başladılar.

Bugün ortaya çıkan tablo şunu gösteriyor. Batı ittifakı içinde yeni bir dönem başlıyor demektir. Bu dönem, tek bir merkezin belirlediği güvenlik politikalarından ziyade daha bölgesel, daha bağımsız ve daha çok yönlü ittifakların ortaya çıktığı bir dönem olacaktır.

Aslında bu gelişmeler Batı dünyasında büyüyen güven krizinin sessiz ama güçlü bir işaretidir.

Ve tarih bize şunu öğretmiştir. Büyük jeopolitik dönüşümler çoğu zaman sessiz başlayan ittifaklarla şekillenir. Peki Türkiye bu dönüşüme hazır mı?

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?