USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

CHP’NİN SINAVI VE BUTLAN...

18-05-2026

Türkiye siyaseti uzun yıllardır aynı kısır döngünün içinde dönüp duruyor. İktidar değişiyor, muhalefet değişiyor, sloganlar değişiyor ama tartışmaların özü pek değişmiyor. Para, güç, liyakat eksikliği, ahlaki etik sorunlar ve toplumun güven kaybı…

Bugünlerde siyasetin merkezinde yeniden CHP var. Son yerel seçimlerde birinci parti olarak çıkan, toplumun farklı kesimlerinde bir umut dalgası oluşturan bir partinin, kısa süre içinde tartışmaların odağına yerleşmesi üzerinde biraz düşünmek gerekiyor.

Bir tarafta CHP kurultayına ilişkin “butlan” tartışmaları ve olası hukuki süreçler konuşuluyor. Elbette nihai sözü mahkemeler söyleyecek. Ancak siyasette bazen hukuki sonuçtan daha önce toplumun vicdanında oluşan algı belirleyici olur. Ve görünen o ki CHP yönetimi, rakiplerinin eline ciddi kozlar verecek tartışmaların içine çekilmiş durumdadır. İddialar çok ağır… Para ve özel yaşam…

Belediyelerde ortaya atılan usulsüzlük iddiaları, parti yönetimine yakın isimlerle ilgili kamuoyuna yansıyan para ilişkileri, özel hayat üzerinden dolaşıma sokulan görüntüler ve söylentiler… Doğru ya da yanlış, ispatlı ya da ispatsız, siyasette bazen sadece bunların konuşuluyor olması bile bir itibarsızlaşma sürecini başlatır.
Çünkü toplumun önemli bir kısmı, özellikle ekonomik sıkıntılar ve adalet arayışı nedeniyle muhalefete bir fırsat tanımaya hazır görünüyordu. İnsanlar kusursuzluk beklemiyordu ama farklılık bekliyordu. “Onlar gibi olmayın” beklentisi vardı.

Siyasetin acımasız bir gerçeği vardır. Siz kendinizi hangi iddia üzerine kuruyorsanız, en sert sınavı da oradan verirsiniz.

Eğer  temiz siyaset diyorsanız, en küçük şaibe sizi daha ağır vurur. Eğer  liyakat diyorsanız, tartışmalı isimleri göreve getirmeniz daha büyük tepki çeker. Çünkü seçmen yalnızca rakibinizle sizi kıyaslamaz, sizi, kendi verdiğiniz sözlerle de kıyaslar.

Bir başka gerçek daha var: Türkiye’de hemen her siyasi partide benzer iddialar yıllardır konuşulur. Bu toplum, siyaset kurumunun kusurlarına yabancı değil.

Bence Türkiye de siyasette girenlerin büyük çoğunluğunun ana gayesi ekonomik çıkarlar ve diğer gönül aşk konularında muhabbetlerdir. Kimse halka hizmet için… Yalan...

Fakat bu durum, kimseye mazeret üretme hakkı vermez. Çünkü siyaset, Onlar da yapıyor, savunmasıyla güven kazanılmaz. Halk bir alternatif arıyorsa, eski düzenin benzerini değil, farklı bir anlayışı görmek ister.

Belki de en büyük hata burada yapıldı. Toplumun umut bağladığı bir dönemde, kamuoyunda tartışmalı görülen isimlerin öne çıkarılması, siyasi dikkat ve disiplinin yeterince gösterilememesi, bugün yaşanan güven kaybını hızlandırdı.

Sonuçta siyasette bir kural vardır: Rakibinize koz verirseniz, onu sonuna kadar kullanır. Öyle anlaşılıyor ki CHP büyük kozlar vermiştir.

Bugün yaşanan tartışmaların nereye varacağını zaman gösterecek.

CHP yönetimi siyasi olarak direnecek mi, değişime mi zorlanacak, yoksa hukuki süreçler farklı bir tablo mu ortaya çıkaracak, bunu göreceğiz. Ancak şu kesin, Umut, siyasette en zor kazanılan ama en hızlı kaybedilen şeydir.

Ve belki de artık Türkiye’nin sadece kişiler üzerinden değil, sistem üzerinden de bir tartışma yapması gerekiyor.

Yerel yönetim modeli, denetim mekanizmaları, şeffaflık ve hesap verebilirlik yeniden konuşulmadan, hangi parti gelirse gelsin aynı tartışmaların tekrar yaşanması kaçınılmaz görünüyor. Kısacası Belediyeler kapanmalıdır.

Çünkü mesele yalnızca bir partinin meselesi değil, mesele, toplumun siyasete olan güvenini her geçen gün biraz daha kaybetmesi meselesidir.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?