Ana içeriğe geç

Batman Express, son dakika haberleri, yerel en güncel gelişmeler, siyaset, ekonomi, sağlık, eğitim, gündem, spor, teknoloji ve Türkiye geneli tüm özel haberler...

Mehmet Cevat Kerem
Mehmet Cevat KeremKöşe Yazarı

İNSANI KAYBEDEN, BAŞARI KAZANAMAZ

Bir işletmenin ve yöneticinin başarısı, yalnızca kasasındaki parayla, büyüttüğü şirketle veya elde ettiği makamla ölçülmez.

Bir işletmenin ve yöneticinin başarısı, yalnızca kasasındaki parayla, büyüttüğü şirketle veya elde ettiği makamla ölçülmez. Asıl başarı, birlikte çalıştığı insanlara ne kadar değer verdiğiyle ölçülür.

Çünkü insanları bir kuruma bağlayan tek şey ücret değildir. Adalet, güven, takdir etmek, saygı ve emeğinin karşılığını gördüğüne inanmak da en az ücret kadar önemlidir.

Ne yazık ki bazı işletmeler ve yöneticileri, çalışanlarını yalnızca verilen işi yapmakla yükümlü kişiler olarak görünmektedirler. Onların fikirlerini dinlemez, emeklerini takdir etmez, başarılarını görmezden gelirler. Hata yaptıklarında ise suçlayacak birini ararlar. Kendilerine yakın olanlara ayrıcalık tanırken diğer çalışanlardan aynı özveriyi beklerler. Yani çalışanların arasında ayrımcılık yaparlar.

Oysa adaletin olmadığı yerde güven, güvenin olmadığı yerde aidiyet, aidiyetin olmadığı yerde de gerçek başarı olmaz. İyi hizmet üretilmez…

Hizmet yapan, emeğinin karşılığını alamadığını, hakkının teslim edilmediğini ve kendisine değer verilmediğini hissettiğinde önce sessizleşir. Ardından işine olan heyecanını kaybeder. Zamanla yalnızca zorunlu görevlerini yerine getirir ve ilk fırsatta kendisine değer verilen başka bir yere yönelir.

İşin en acı tarafı, işletmelerde yöneticiler çoğu zaman bu kaybı çok geç fark eder ya da çoğu bunun farkına bile varmazlar. Gidenin ardından yeni birini bulmak mümkündür, ancak onun yıllar içinde edindiği tecrübeyi, kuruma kattığı birikimi ve oluşturduğu güveni aynı kolaylıkla yerine koymak mümkün değildir.

Üstelik sorun yalnızca bir kişinin ayrılmasıyla da bitmez. Haksızlığa uğradığını düşünen bir kişinin yaşadıkları, diğer çalışanların da kuruma bakışını değiştirir. Böylece bir yöneticinin adaletsizliği, tek bir kişiyi değil, bütün bir çalışma ortamını etkiler.

Elbette yöneticilik, herkesi memnun etmek değildir. Gerektiğinde karar almak, sorumluluk yüklemek ve yanlışlara müdahale etmek de yöneticiliğin bir parçasıdır. Ancak bütün bunlar yapılırken ölçü, hakkaniyet ve insan onuru korunmalıdır.

Çünkü iyi yönetici, yalnızca iş yaptıran değil, insanlara işlerini sahiplenme duygusu kazandıran kişidir. Çalışanının başarısını kendi başarısı, gelişimini kurumun geleceği olarak görür işin en can alıcı noktası da budur.

Unutulmamalıdır ki insanlar çoğu zaman işlerini değil, kendilerine nasıl davranıldığını unutamazlar.

Bir işletmenin gerçek gücü, hizmet ifa edenlerin kuruma olan güveninden gelir. O güveni kazanmak yıllar alabilir, kaybetmek ise bazen tek bir haksızlığa bakar.

Kendisine hizmet edenlere değer vermeyen işletmeler yalnızca bir insanı kaybetmez, emeği, tecrübeyi, bağlılığı ve gelecekte elde edebileceği başarıları da kaybeder.

Çünkü bir işletmenin ve yöneticinin en büyük başarısı, kendisinden korkan çalışanlar değil, kendisine güvenen ve onunla birlikte başarmak isteyen bir ekip oluşturmaktır.

Hizmet üretenleri değersizleştiren işletmeler, bir gün kendilerinin de değersizleştiğini görürler. Emeğe değer veren, takdir eden ise yalnızca bir kurumu değil, kalıcı bir başarıyı inşa etmiş olur…

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın
Bugün Yazdılar

Günün Yazarları