Son günlerde bazı futbol müsabakalarında, Kürt siyasetinde sembol bir isim olan Leyla Zana’ya yönelik ağır hakaretler duyulmaktadır. Böylesi bir dönemde, toplumsal barışın yeniden konuşulduğu, kardeşlik vurgularının öne çıktığı bir zamanda bu söylemler neye hizmet etmektedir?
Bu soruyu sormak bile insanı derinden yaralıyor. Çünkü mesele sadece bir kişiye edilen küfür değildir.
Bir halkın değerine, bir annenin onuruna yönelen saldırıdır. Kaldı ki, Leyla Zana başlatılan süreci tam anlamı ile desteklediğini ifade etmiştir.
Toplumsal barışın özü, halkların birbirini sevmesi birbirlerinin değerlerine kutsallarına saygı göstermek değil midir?
Aksi halde aynı şehirde, aynı ülkede nasıl kardeşlik kurulacaktır?
Savaşlarda bile kadın, çocuk ve yaşlıya dokunulmazken, bin yıldır kardeş olduğu söylenen iki halkın bağlarını hedef alan bu nefret dili hangi töreye, hangi geleneğe, hangi insanlığa ve hangi vatanseverlik duygusuna sığar?
TÜRK TÖRESİ BÖYLE MİDİR?
Türk töresinde kadına hakaret olmaz. Bu sadece tarihsel bir bilgi değil; kültürün özüdür.
- Ana kutsaldır,
- Kadına el kaldırmak utançtır,
- Kadını aşağılamak büyük suçtur,
- Aileyi ayakta tutan temel figür olarak görülür.
Göktürk Yazıtları’nda, Orhun metinlerinde, Dede Korkut’ta kadına yönelik küfür örneği yoktur. Çünkü törede kadın eşittir, değerlidir. Dolayısıyla kadına sövmek, toplumun kendi benliğine ihanet etmesidir. Namusu, şerefi olan kişi başkasına küfür etmez, bilir ki aynı söz dönüp kendisini bulacaktır.
Kendini çok milliyetçi gören bazı şehirlerde böyle küfürlü söylemlerin yükselmesi düşündürücü değil midir?
Milliyetçilik; ahlakla olur, töreyle olur, kadın onurunu korumakla olur. “Ben milliyetçiyim” deyip ana figürüne, kadına, toplum değerlerine sövmek, milliyetçilik değil yozlaşmadır soysuzluktur.
Kaldı ki, bu şehirlerin geçmişine bakıldığında nüfus yapılarının mübadil, göçmen ağırlıklı olduğu görülür. Bazıları da tarihte Pontus Rum Devleti’nin egemenliğinde yaşandığı bölgelerde bu küfürlerin yükselmesi de ayrı bir ironi değil midir? Tüm bu çirkinliklere rağmen onu sevenler tarafından verilen cevap küfür değil, LEYLA ZANA onurumuz dur olmuştur.
Asil Türk olan ve Türk töresine bağlı bir toplumun ağzına yakışmaz böylesi sözler. Çünkü töre, sözü de vicdanı da terbiye eder.
Bugün bu ülkenin en büyük ihtiyacı kardeşliktir. Kürdüyle, Türküyle, Alevisiyle, Sünnisiyle… Birbirinin değerine hakaret eden toplum barışa ulaşamaz. Barış, kanunla değil, ruhla, dille başlar. Küfürle kirlenmiş bir dil, birlikte yaşama kültürünü de kirletir.
Bugün statlarda edilen bu sözler yalnızca bir anlık öfke değil, bilinçli bir manipülasyon kokan, halklar arasında nefret üretmeyi amaçlayan karanlık bir davranıştır. Bu ülkeyi seven herkesin sorumluluğu; bu dili reddetmek, öfke yerine adalet istemek, küfür yerine merhamet çağrısı yapmaktır.
Son söz şu olsun: Ana’ya edilen küfrün hiçbir milliyeti, hiçbir inancı olamaz. Kim ana değerini çiğnerse, töreye de insana da ihanettedir. Herkes asaleti gibi hareket eder.
