USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

RUSYA’NIN TÜRKİYE’YE VERDİĞİ MESAJA ÖLÜM SESSİZLİĞİ

06-01-2026

Son dönemde yaşanan gelişmeler, Türkiye’nin dış politika, enerji ve ticaret güvenliği açısından kritik bir eşikte durduğunu gösteriyor. Özellikle Rusya’ya atfedilen ve Türkiye’ye ait ikinci ticaret gemisinin insansız hava araçlarıyla hedef alınması, artık “saha kazası” ya da “çatışma bölgesi riski” olarak geçiştirilemeyecek bir boyuta ulaşmıştır.

Bir kez yaşanan olay hata olabilir.

İkinci kez yaşanan ise mesajdır.

İkinci saldırı neyi gösteriyor?

Uluslararası ilişkilerde yazılı olmayan ama herkesin bildiği bir kural vardır:

İlk olay testtir, ikincisi uyarıdır. Üçüncüsü ise alışkanlığa dönüşür.

Türkiye’ye ait ticaret gemilerinin iki kez hedef alınması, deniz ticaret güvenliğinin bilinçli biçimde sınandığını göstermektedir. Daha önemlisi, bu saldırılar sırasında resmî düzeyde güçlü bir kamuoyu açıklamasının gelmemesi, Türkiye’nin bu baskıyı kabullendiği algısını doğurmaktadır.

Bu algı, saldırıyı gerçekleştiren ya da gerçekleştirdiği iddia edilen aktör açısından son derece teşvik edicidir.

Zamanlama neden önemli?

İddialara göre bu saldırılar;

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Tacikistan ziyareti sırasında,

Vladimir Putin ile temasların sürdüğü bir dönemde,

Türkiye, ABD ilişkilerinde enerji başlıklarının yeniden gündeme geldiği bir süreçte yaşandı.

Yine kulis bilgilerine yansıyan iddialara göre;

Türkiye’nin ABD ile Rus ham petrolü ve doğal gazı konusunda pozisyon aldığı,

Bu konuda Rusya’dan net yanıt alınamaması üzerine 2026 yılının Şubat ayına kadar süre tanındığı,

Türkiye’nin Rusya’ya enerji alımları nedeniyle yaklaşık 30 milyar dolarlık bir borç yükü bulunduğu,

Bu borcun bir bölümünün Türkiye’de inşa edilen nükleer santraller için finansman olarak kullanılması talebinin gündeme geldiği konuşuluyor.

Resmî makamlar bu iddiaları doğrulamadığı gibi açık biçimde yalanlamış da değil. Bu durum belirsizliği daha da derinleştiriyor.

Fidan ve Putin görüşmesi ve “fısıltı” iddiası

Putin’in, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile yaptığı görüşme sonrasında kulağına bir şeyler fısıldadığı yönündeki haberler, diplomatik kulislerin doğası gereği doğrulanamayabilir. Ancak bu tür detayların özellikle servis edilmesi bile, psikolojik baskı ve güç gösterisi olarak okunmalıdır.

Diplomaside bazen asıl mesaj kameralar önünde değil, kulaklara fısıldanır.

Sessizlik ne anlama geliyor?

Yetkililerin sessizliği üç şekilde okunabilir:

Kapalı kapılar ardında pazarlık yürütülüyordur.

Karşılık verilecek alan kalmamıştır.

Krizin büyütülmesi istenmiyordur.

Ancak hangi ihtimal geçerli olursa olsun, kamuoyunun yeterince bilgilendirilmemesi devlet ile vatandaş arasındaki güven bağını zedeler. Çünkü sessizlik, dış politikada çoğu zaman zayıflık olarak algılanır.

Bu durumun adı nedir?

Bu bir savaş değildir.

Bu bir barış da değildir.

Bu durumun adı:

“Gri alan baskısıdır.”

Hukuken inkâr edilebilir, fiilen zarar verici, siyaseten sindirici bir yöntemdir. Bugün bir gemi vurulur, yarın sigorta maliyetleri yükselir; ertesi gün Türk bayraklı gemiler “riskli” ilan edilir.

En büyük risk nerede?

En büyük risk şudur:

Kamuoyu yeterince bilgilendirilmiyor,

Ticaret yolları fiilen tehdit altında,

Sessizlik normalleştiriliyor.

Bu durum sürdürülebilir değildir.

Sonuç:

Bir ticaret gemisinin bombalanması kaza olabilir.

İkinci geminin bombalanması ise diplomatik mesajdır.

Bu mesaja sessiz kalmak, üçüncü saldırının davetiyesidir. Türkiye’nin dış politika, enerji ve ticaret güvenliği; kapalı pazarlıklarla değil, şeffaflık ve caydırıcılıkla korunabilir. Aksi hâlde bedeli yalnızca siyaset değil, doğrudan halk öder.

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?