Türkiye, gelecek ay nüfusunun yüzde 70’inin maaşlarına enflasyon oranında yapılacak zammı konuşuyor. Ancak TÜİK’in kılı kırk yaran hesaplarıyla zammın en alt düzeyde tutulmaya çalışılması, iktidarın yaklaşımının neye hizmet ettiğini açıkça gösteriyor. TÜİK’e “bütçeyi koru” denilirken, aynı iktidar bu defa işverenlere “keseyi açın” çağrısı yapıyor.
Bu tablo, sorumluluğun yükünü çalışanla paylaşmak yerine “yükü kediye yükleme” alışkanlığının yeni bir tekrarı.
Vatandaşa yıllardır söylenen üç cümle var:
“Kemer sık.”
“Sabret.”
“Şükret.”
Peki, enflasyonu sadece vatandaşın lokmasından kısmaya bağlayarak düşüren kaç gelişmiş ülke var?
Hiç.
Avrupa’da hiçbir hükümet, hatalı ekonomik politikalarının bedelini halkın omzuna bırakarak enflasyonu düşürmedi. Aksine:
Almanya, enerji krizinde hanelere milyarlarca avroluk enerji destek paketleri sağladı.
Fransa, enflasyon yükselince temel gıda fiyatlarını dondurdu, düşük gelirli ailelere nakit destek verdi.
Hollanda, kiralarda üst sınır getirdi; düşük gelirli hanelere kira yardımı yaptı.
İspanya, gıdada KDV’yi sıfırladı, enerji faturalarını devlet sübvansiyonuyla düşürdü.
Hiçbir Avrupa ülkesi, vatandaşına “sen biraz daha kemer sık” demedi.
Ama Türkiye’de hem TÜİK’e “bütçeyi koru” deniliyor hem de işverenlere “keseyi açın” deniyor.
Bu yaklaşım, bir taraftan ahirete gönderme yapan “kefenin cebi yok” sözünü hatırlatırken, diğer taraftan çalışanların sofrasına gelince göle maya çalmak gibi sonuçsuz bir çaresizliğe dönüşüyor.
