Ana içeriğe geç

Batman Express, son dakika haberleri, yerel en güncel gelişmeler, siyaset, ekonomi, sağlık, eğitim, gündem, spor, teknoloji ve Türkiye geneli tüm özel haberler...

RAMAZAN PİLATİN
RAMAZAN PİLATİNKöşe Yazarı

AKDENİZ'DE BİR FACİANIN PERDE ARKASI: TEKNİK İHMALLER, ZAFİYET ZİNCİRİ VE KÜRESEL İNSAN TİCARETİ

 "Açık denizin fırtınalı sularında batan sadece bir katamaran değil; liman denetimlerinin ciddiyeti, liyakat esasları ve insanlık onurudur."

1. GİRİŞ: RESMİ BİR SEFERİN TRAJİK BİLANÇOSU

Girne ile Taşucu arasında tarifeli ve yasal ulaşım hizmeti veren "Filo Jet" isimli katamaran tipi deniz otobüsünün Girne açıklarında batması, Akdeniz'in sularına yeni bir keder ve yanıt bekleyen ağır sorular bıraktı. 259 yolcu ve 8 mürettebat olmak üzere toplam 267 kişinin bulunduğu deniz otobüsünde yaşanan faciada 241 kişi sağ kurtarılırken, 8 kişinin cansız bedenine ulaşılmış, 18 insan ise açığın fırtınalı ve sinsi akıntılarında kaybolmuştur. Ancak bu olay, sıradan bir "deniz kazası" olarak nitelendirilemeyecek kadar derin teknik ihmaller ve güvenlik skandalları barındırmaktadır.

2. TEKNİK İHMAL VE TASARIM MÜHENDİSLİĞİ HAKİKATİ

Halk arasında genel tabirle deniz otobüsü olarak bilinen katamaranlar, çift gövdeli ve alt tabanı düz (tünel yapılı) deniz araçlarıdır. Bu araçlar, iç sularda ve sakin denizlerde yüksek hız ile konfor sağlamak amacıyla tasarlanmıştır. Ancak açık denizde fırtınalı havalarda dalga yüksekliği gövdeyi aştığında, denizcilik literatüründe "slamming" olarak bilinen dalga vurması etkisi gerçekleşir. İki taraftan yükselen dalgalar geminin alt tabanını doğrudan döverek gövdede yapısal çatlaklara ve tabanın patlamasına yol açar. Nitekim Marmara Denizi'ndeki deniz otobüsü seferlerinin olumsuz hava şartlarında derhal iptal edilmesinin ana sebebi budur. Açık deniz şartlarında bu sınırlılıkları bilinen bir aracı fırtınaya rağmen denize sürmek, teknik açıdan açık bir ihmal ve faciaya davetiyedir.

3. LİMAN GÜVENLİĞİ SKANDALI VE "KAYITSIZ YOLCU" GERÇEĞİ

Facianın operasyonel ve hukuki boyutunu çok daha vahim kılan unsur, resmi kimlik ve pasaport kontrolüyle yolcu kabul edilen bu yasal gemide düzensiz göçmenlerin bulunmasıdır. Girne ve Taşucu limanları, devletin sınır kapısı statüsündedir. Liman Polisi, Deniz Polisi ve Gümrük Muhafaza ekiplerinin denetiminden geçmek zorunda olan resmi bir tarifeli sefere kayıtsız insanların sızabilmesi, sınır kapılarındaki denetim zincirinin kopuşunu ve kurumsal zafiyeti gözler önüne sermektedir. Sahil Güvenlik birimleri açık denizde yasal manifestolu kalkış yapan resmi araçları rutin devriyelerde kalkan olarak gördüğünden, kaçakçıların yasal hatları bir kalkan gibi kullandığı anlaşılmaktadır.

4. KÜRESEL İNSAN TİCARETİ VE MODERN KÖLELİK ÇARKI

Göçmenlerin artık sadece sahte ve yasadışı botlarla değil, resmi yolcu hatlarını sömürerek geçiş yapmaya çalışması son derece karanlık bir sektörün varlığını kanıtlamaktadır. Sınır hatlarındaki boşluklardan faydalanan insan kaçakçılığı şebekeleri, Kıbrıs'ı bir transit sıçrama tahtası haline getirmiştir. Herhangi bir devlet kaydında yer almayan, resmi izi bulunmayan bu kurbanlar; merdiven altı sektörlerde karın tokluğuna çalıştırılan modern birer köleye dönüştürülmekte, organize fuhuş çetelerinin ve organ mafyalarının doğrudan insafına terk edilmektedir.

5. SONUÇ: DENETİMSİZLİK VE VİCDANİ SORUMLULUK

Zülkarneyn'in dünyadan boş el geçirmesi misali; bu kayıtdışı ranttan, cezasızlık kültüründen ve insan sömürüsünden medet umanlar da gün gele hesaba çekileceklerdir. Deniz polisi, liman başkanlıkları ve denetim mekanizmaları yalnızca kazalar yaşandıktan sonra cansız beden toplama makamı olmamalıdır. Bu faciada sadece kaptanlar değil; o insanları kontrol noktalarından geçirip kamara aralarına sokan tüm sorumluluk zinciri yargı önünde hesap vermelidir.

Hakikati yazmak ve tarihe not düşmek vicdan borcumuzdur.

"Adalet ve emniyet kağıt üzerinde değil, liyakatli ellerde tecelli eder."

 

Okur görüşleri
0 yorum
Yorum yaz
Yorumlar yayın ilkelerine göre incelenir.
Yorumları göster0 yorum
Henüz yorum yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın