USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

TRUMP "BARIŞ KURULU."

02-02-2026

Gayrimeşru olanı meşrulaştırma girişimi.

Gazze savaşının ardından uluslararası siyasetin kulislerinde yeni bir girişim şekilleniyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın ortaya attığı “Barış Kurulu” (Board of Peace) projesi, savaş sonrası düzenin yeniden inşasını hedeflediğini öne sürüyor. Ancak bu girişimin ardında, gayrimeşru süreçleri kurumsal çerçeve içine alarak meşrulaştırma niyetinin olduğu yönünde ciddi tartışmalar var.

Trump, uzun süredir devletlere ve bölgesel aktörlere siyasi baskı uygularken, şimdi aynı aktörleri kendi başkanlığını yaptığı bir kurulun parçası haline getirmeye çalışıyor. Bu durum, hem güç asimetrisi yaratıyor hem de alınacak kararların tarafsızlığını tartışmalı kılıyor.

Meşruiyet Üretme Mekanizması

Gayrimeşru olanın uluslararası mekanizmalarla meşru hale getirilmesi yeni bir yöntem değil. Trump’ın önerisi de benzer biçimde üç ayak üzerine oturuyor:

Kurumsal Çerçeve:

Barış söylemiyle isimlendirilen kurul, meşruiyetin ilk katmanını oluşturuyor.

Uluslararası Katılım:

Türkiye, Katar, İsrail ve diğer ülkelerin sürece davet edilmesi, kurulun temsil kabiliyetini artırırken, meşruiyet üretimine katkı sağlıyor.

Finansal Yapı:

Üyelik veya kalıcı statü için konuşulan finansal katkı tartışmaları, süreci ekonomik bir çerçeveye oturtuyor. Böylece kurul hem siyasi hem mali ağırlığa kavuşuyor.

Bu üçlü mekanizma, uluslararası siyasette sıkça rastlanan “kurumsal meşrulaştırma” modelini yansıtıyor.

Türkiye’nin Masadaki Konumu

Türkiye’nin kurulda yer alması, hem bölgesel pazarlık gücünü artırma ihtimali hem de gelecekte alınacak kararların bağlayıcılığı açısından yeni bir süreci işaret ediyor. Türkiye’nin bu masada “oyun kurucu” rolünü mü yoksa “uygulayıcı” rolünü mü üstleneceği ise henüz belirsiz.

Trump’ın Stratejik Hesabı: Trump’ın pragmatik siyaseti dikkate alındığında, bu girişimin gerçek amacının barışı tesis etmekten ziyade, savaş sonrası düzeni kendi liderliğinde şekillendirmek olduğu yorumları güçleniyor. Bu tutum, hem İsrail’le hem bölge ülkeleriyle yeni bir güç mimarisi kurma arayışının parçası olarak okunabilir.

Sonuç

“Barış Kurulu” projesi, savaş sonrası Ortadoğu düzeninde yeni bir dönemin işaret fişeği olabilir. Ancak burada en kritik mesele, barış söylemi altına gizlenen güç paylaşımı ve meşruiyet üretim mekanizmasının kimin lehine işleyeceğidir. Bu sorunun cevabı, önümüzdeki dönemde bölgedeki güç dengelerini doğrudan etkileyecek gibi görünüyor.

 

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?