(Marie Antoinette’i Rahmet Okutan Sözler)
Türkiye’de bugün en çok konuşulan meselelerden biri mutfak.
Özellikle et fiyatları dar gelirli vatandaş için artık neredeyse ulaşılması güç bir noktaya gelmiş durumda.
İnsanlar kasapların önünden geçerken fiyatlara bakıp geri dönüyor; aileler sofralarına ayda bir kez bile et koyabilmenin hesabını yapıyor.
Tam da böyle bir dönemde iki farklı görüntü yan yana geliyor.
Bir tarafta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde verilen iftar yemeği… Masalar donatılmış, sofralar zengin, menülerde ise antrikot var.
Diğer tarafta ise iktidara yakın bir gazetede dile getirilen bir öneri: Et pahalıysa çözüm basit; karneye bağlansın.
Bu öneri, bir çözümden çok bir teslimiyet çağrısını andırıyor. Çünkü mesele etin karneyle dağıtılması değildir. Asıl mesele, vatandaşın emeğiyle insanca yaşayabileceği bir düzenin kurulabilmesidir.
Tam bu tartışmalar sürerken AKP sözcüsü Özlem Zengin’in yaptığı açıklama da gündeme damgasını vurdu. Zengin, Meclis’teki iftar menüsüne yönelik eleştirilere cevap verirken şu sözleri kullandı:
“Bu yemekleri Meclis’teki arkadaşlarımız yapıyor.
Yapmazlarsa ekmek ve peynirle de iftar yapabiliriz.”
Bu sözler ister istemez tarihin en meşhur saray cümlelerinden birini hatırlatıyor. Rivayete göre Fransa kraliçesi Marie Antoinette, halkın ekmek bulamadığı söylendiğinde “Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler” demişti.
Aradan yüzyıllar geçti, rejimler değişti. Ancak yönetenlerle halk arasındaki mesafe büyüdüğünde ortaya çıkan sözler pek değişmiyor.
Mesele yalnızca bir iftar menüsü değildir. Asıl mesele, halkın yaşadığı ekonomik gerçeklikle siyasetin kurduğu dil arasındaki uçurumdur. İnsanlar pazara çıktığında cebindeki parayı sayarken, televizyonda ya da gazetelerde duydukları bu tür açıklamalar ister istemez derin bir kırgınlık yaratıyor.
