USD 0,0000
EUR 0,0000
USD/EUR 0,00
ALTIN 000,00
BİST 0.000

ZORUNLU HİZMETTE BİRİKEN ÖFKE

24-03-2026

Bir polis memurunun araç muayene istasyonunda yaşanan kavga sonrası hayatını kaybetmesi, elbette öncelikle adli bir vakadır. Şiddetin hiçbir gerekçesi olamaz. Mahkeme süreci gerçeği ortaya çıkaracaktır. Ancak bu olay yalnızca bir “anlık tartışma” olarak görülürse, arka plandaki birikmiş gerilim gözden kaçırılmış olur.

Çünkü mesele sadece bir yumruk değil; biriken bir toplumsal tansiyondur.

Araç muayenesi zorunlu bir kamu hizmetidir. Alternatifi yoktur. İsteseniz de istemeseniz de o kapıdan geçmek zorundasınız. Böyle bir alanda fiyat, üslup ve uygulama biçimi sadece ticari değil, kamusal sorumluluk konusudur.

Bugün otomobil muayene ücretleri birkaç yıl öncesine göre ciddi artış göstermiştir. 2000 lira seviyelerinden 4-5 bin lira bandına çıkan ücretler; sigorta, MTV, yakıt ve bakım maliyetleriyle birleştiğinde araç sahibi olmayı ekonomik açıdan zorlaştırmaktadır. Üstelik bazı araçlar her yıl muayeneye girmek zorundadır. Bu da yükü katlamaktadır.

Vatandaşın tepkisi yalnızca fiyat değildir.

Basit bir sinyal lambası arızası nedeniyle araç muayeneden kalabilmekte; kişi tekrar randevu almak zorunda kalmakta; ücret iade edilmemekte; zaman kaybı yaşanmaktadır. Hizmet tam alınamamışken ücretin yanmış hissi oluşmaktadır.

İhaleyi alan firma açısından savunma genellikle şu olur:

“Bu ihaleye büyük bedel ödedik.”

Ancak yüksek ihale bedeli, uygulamaların sertleşmesini meşrulaştırmaz. Kamu hizmeti niteliğindeki bir alanda işletmeci artık sıradan bir ticari aktör değildir. Yarı kamusal sorumluluk taşır.

Eğer ekonomik model, “ödeneni hızla geri alma” baskısıyla yürüyorsa, bu durum fiyat politikasına ve hizmet yaklaşımına yansır. Vatandaşın hissettiği şey tam da budur: Ödediğini bir anda geri alma refleksi.

Geçmişte aynı hizmeti işleten yabancı firmanın döneminde de ücretler düşüktü denemez; ancak birçok kişi hizmet üslubunun daha disiplinli ve saygılı olduğunu ifade etmektedir. Bu karşılaştırma bize şunu gösterir: Sorun yalnızca fiyat değil, kurumsal kültürdür.

Aynı tablo OGS/HGS uygulamalarında da görülmektedir. Bakiyede yetersizlik nedeniyle geçiş yapılır; bilgilendirme eksik kalır; süre uzar; ceza katlanır. Yasal olabilir; ancak orantılı mıdır? Vatandaşın zihnindeki soru budur.

Bu noktada denetim sorusu gündeme gelir.

Araç muayene istasyonları yasal olarak denetlenmek zorundadır. Ancak denetimin varlığı ile caydırıcılığı aynı şey değildir. Şikâyet eden kişi sonuç alamıyorsa, sorun kâğıt üzerindeki düzenleme değil uygulamadadır.

Son olayda darbe atan kişinin “Bana yumruk atacağını sandım” savunması yaptığı belirtiliyor. Bu, mahkemenin değerlendireceği bir husustur. Fakat şu gerçek değişmez: Kamu hizmeti alanında çalışan bir personelin fiziksel müdahalesi en son ihtimal olmalıdır. Ölümle sonuçlanan bir olayda sorumluluk ağırdır.

Şiddet asla meşru değildir.

Ancak zorunlu hizmet alanlarında adalet hissi zedelenirse, ekonomik yük toplumsal gerilime dönüşür. Vatandaş kendini müşteri değil, mecbur bırakılmış bir ödeme kalemi gibi hissederse güven aşınır.

Kamu hizmeti devredilebilir.

Ama kamu sorumluluğu devredilemez.

Zorunlu hizmetlerde öncelik kâr değil, kamu yararı olmalıdır. Aksi halde küçük bir sinyal lambası, büyük bir toplumsal tartışmanın sembolüne dönüşür

SİZİN DÜŞÜNCELERİNİZ?