En sonunda olun oldu, enflasyon rakamları üç ay içinde üçüncü kez yenilendi, yani revizyona uğrayarak, tahminler yükseltildi.
Geçen haftaya kadar her şey yolunda, tahminler tuttu, enflasyon ile mücadele iyi gidiyor lafları yerine, geçen hafta başında adeta havlu atıldı, maç iptal!
Merkez bankası yönetimi, enflasyon ile mücadele çalışmalarını adeta askıya alarak, yeni bir dönem ama belirsiz bir dönem açılışı yaptı!
Birden enflasyon tahminlerini 9 puan arttırarak, yüzde 26 ya çıkaran yetkililer, yüzde 16’lık tahminin çok üstünde bir oran tahmin ettiler.
Emekli ve memur maaşlarını belirlerken, yılbaşında 2026 yılı enflasyonunu yüzde 16 tahmin ederek zam yapmışlardı!
Nisan ayı enflasyon tahmini bize bir seçim ekonomisine girdiğimizi ve yeniden, Nas ekonomisi dönemi başlayacağını, düşük faiz ve kur politikası, kredi musluklarının açılması, para basımı ile piyasanın nakit e boğulması, enflasyon ile mücadele ise askıya alınması…
Hiçbir makro ekonomik tahmini tutturamayan, aynı zamanda bir yıl içinde yedi sekiz defa revizyona giden bir ekonomik plansızlığın içinde yönetiliyoruz.
Bu tür ekonomik verileri tutturamayan, hiçbir hesabı kitabı mantıklı ve bilimsel olmayan bir ülkeye hangi yerli ve yabancı yatırımcı yatırım yapar.
Çok deneyimli bir ekonomist ve akademisyen olan İbrahim Öztürk’ün tahminine göre ise Türkiye üç elli girdabında devinecektir, bunlar şöyle sıralanıyor, enflasyon yüzde 50, faiz puanı 50, döviz kuru ise yine 50 olarak bir birini takip edecektir!
Yüksek faiz ile döviz alarak, dövizi frenlemeye çalışan, evine kibrit çakarak yakan biri gibi, ekonomiyi yangına teslim ediyorlar.
TCMB bankası 2026 yılı enflasyonun ilk tahminini, 2024 yılında yüzde 9 olarak tahmin etmiş, 2025 yılında ise yüzde 12 olarak üç kez tahmin etmiş en son, Kasım 2025 yüzde 16 olarak tahmin etmiş, ne merkez bankası görüyor musunuz?
Şimdi ne yapmalı sorusuna ekonomistler şöyle cevap veriyorlar; Tıpkı seçim ekonomisinde olduğu gibi, bu dönemde de kredi alın, bu ucuz kredi ile akmayan, kokmayan, bozulmayan, çürümeyen, emtia ya yönelin.
Nedeni ise bu seçim ekonomisinin sonu maalesef, büyük bir ekonomik çöküntü ve büyük bir kriz olacak, enflasyon alıp başını gidecek, emtia çok değerlenecek.
Son ekonomik programda çöpe gittiğine göre bundan sonrası ne yapılacağına ve atılacak adımlara dikkat etmek lazım.
Devletin mali durumu da çok tehlikeli aşamaya girmektedir, Türkiye cumhuriyeti tarihinin en büyük iç borçlanmasını önümüzdeki üç ay içinde gerçekleştirecek!
Tam bir trilyon altı yüz elli üç miyar TL’lik bir borçlanmadan söz ediliyor, geçen sene dokuz yüz milyarlık iç borçlanmadan ödümüz kopmuştu, şimdi iki kat büyük borçlanma geliyor.
Bu yılsonunda Türkiye devleti aldığı borcun faizini ödeyemeyecek ve faiz ödemek için faiz ile borçlanacağı bir döneme girecektir!
Bu acı tabloyu ben iddia etmiyorum, işin uzmanları ekonomistler ve akademisyenler söylüyor!