?>

YÖNETİCİLİĞİN PÜF NOKTALARI

Mehmet Cevat Kerem

2 ay önce

Geçen haftaki bir yazımızda firmada doğacak olan başarısızlığın ana kaynağının kötü yönetimden kaynaklandığını dile getirmiştik. Yöneticilik çoğu zaman bir unvan, bir makam ya da bir yetki alanı olarak algılanır. Oysa gerçek yöneticilik, verilen yetkiden çok, taşınan sorumluluğun bilinciyle ilgilidir.

Bir koltuğa oturmak, makamı işgal etmek insanı yönetici yapabilir, ancak o koltuğu hakkıyla doldurmak, ciddi bir bilgi, zihinsel ve ahlaki donanım gerektirir. Başarılı yöneticiliğin anahtarı da tam bu noktada gizlidir.

İyi bir yönetici her şeyden önce kendisini tanıyan, güçlü ve zayıf yönlerinin farkında olan kişidir. İnsanları yönetmeden önce kendisini yönetmeyi öğrenmiş olması gerekir. Çünkü yönetim, yalnızca emir vermek değil, dinlemek, anlamak ve yönlendirmektir.

Çalışanların beklentilerini, kaygılarını ve motivasyon kaynaklarını görmezden gelen bir yöneticinin, uzun vadede başarı sağlaması mümkün değildir. Onun için yönetici herkesten önce ilk olarak kendisini geliştirmeli ki emri altındakilere doğru talimat ve görevlendirmeler yapabilsin. Kendisini tam yetiştirmemiş ise, bu sefer konusunda kendini geliştirmiş uzman kişilerden destekler almalıdır.

Başarılı yöneticiler hedef belirleme konusunda da nettirler. Ne istediğini bilen, bunu açık ve anlaşılır biçimde ifade eden yönetici, çalışanlarını belirsizlikten kurtarır. Belirsizlik ise iş hayatının en büyük verim düşmanıdır. Hedeflerin net olmadığı bir ortamda çalışanlar çaba gösterse bile sonuç almak zorlaşır. Bu nedenle iyi bir yönetici, kurumsal hedeflerle bireysel beklentileri uyumlu hale getirebilen kişidir.

İletişim, yöneticiliğin bel kemiğidir. Tek yönlü, buyurgan ve mesafeli bir iletişim tarzı artık çağın gerisinde kalmıştır. Günümüz yöneticisi, çalışanıyla konuşabilen, geri bildirim alabilen ve eleştiriye açık olabilen kişilerdir.

Çünkü iletişim yalnızca konuşmak değil, aynı zamanda dinlemektir. Dinlemeyen bir yönetici, sorunları geç fark eder, geç fark edilen sorunlar ise genellikle büyümüş olur.

Bir diğer önemli unsur, problem çözme ve karar alma becerisidir. Yönetici, sorunlardan kaçan değil, onları soğukkanlılıkla ele alan kişidir. Karar alırken sadece kendi bakış açısına değil, ekip üyelerinin görüşlerine de değer verir. Ortak akıl, çoğu zaman bireysel akıldan daha sağlıklı sonuçlar doğurur. Bu yaklaşım aynı zamanda çalışanların kuruma olan aidiyetini de güçlendirir.

Zaman yönetimi ise yöneticiliğin sessiz ama en etkili araçlarından biridir. Zamanını iyi yönetemeyen bir yönetici, başkalarının zamanını da verimsiz kullanır. Öncelik belirleyebilen, görev devrini doğru yapabilen ve detaylarda boğulmayan yöneticiler hem kendileri hem de ekipleri için daha üretken bir çalışma ortamı oluştururlar.

Başarılı yöneticilik bir güç gösterisi değil, bir denge işidir. Otorite ile empatiyi, disiplin ile anlayışı, hedef ile insan unsurunu aynı potada eritebilmektir.

Gerçek yönetici, arkasında korkan insanlar değil, güvenen, gelişen ve birlikte başarmaktan gurur duyan bir ekip bırakandır. Çünkü kalıcı başarı, insanı merkeze alan yönetim anlayışıyla mümkündür. Kısacası iyi yönetici; doğru soruyu, doğru zamanda, doğru kişilere sorabilenlerdir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI