?>

İDEOLOJİK ISRAR

Mehmet Cevat Kerem

1 gün önce

Zamanında bir medresede yaşanan ibretlik bir hadiseyi anlatarak başlamak istiyorum.

Öğrenciler arasında Ataları sonradan Müslüman olmuş bir öğrenci, kökeni üzerinden sürekli bir öğrenci tarafından imalı imalı sözler ile tahrik edilir. Öğrenci Sabreder, sabreder…

Ancak en sonunda dayanamayıp kavga çıkar. Olay imam tarafından duyulur. İmam öğrencileri çağırınca durumun farkında olan mağdur Öğrenci, imamın huzuruna gelince her seferinde ‘Selâmün aleyküm’ der, imam cevap verir. Bunu Tekrar, tekrar eder, tekrar eder… En sonunda imam dayanamaz. “Yeter artık, bu kadar da söylenmez” ki der.

Öğrencinin cevabı ibretliktir.

“Hocam, ben her defasında Allah’ın selamını ilettim, siz bile tahammül edemediniz. Bu arkadaş ise her gün beni aşağılayan sözlerle tahrik ediyordu. Ben nasıl dayanayım?” der.

Bu hikâye, sadece bir ahlak dersi değil, insan psikolojisinin, anlamsız sözlere gösterdiği tahammülün ve tekrarın sınırının açık bir göstergesidir.

Bugün siyasal alanda yaşananlar da bundan farklı değil. Yıllardır kendisini “Kürt halkı adına mücadele” iddiasıyla konumlandıran bir siyasi çizginin mensupları her toplantısında, mitingde, yürüyüşte, kazanımda, kayıpta, sevinçte, felakette tek bir sloganla karşımıza çıkıyorlar.

“Jin, Jiyan, Azadî.”

Belediye kazanılıyor, Jin jiyan azadî. Belediyeye kayyum atanıyor, Jin jiyan azadî. Oda başkanlığı kazanılıyor, Jin jiyan azadî. Rojava yürüyüşü, Jin jiyan azadî.

Haklı bir söylem bile bağlamından koparıldığında insanı ikna etmez, aksine uzaklaştırır. Örneğin, Dünyada eşi benzeri olmayan eş başkanlık modeli, kadın üzerinden kurulan sembolik siyaset, her meseleye aynı ideolojik gözlükle bakma ısrarı.

Şu gerçeği teslim etmek gerekir:

Bu coğrafyada hiçbir halk, bizim halk kadar kadınına değer vermemiştir. Kadının bilgisi, becerisi, kabiliyeti varsa zaten her alanda vardır ve var olmalıdır. Buna kimsenin itirazı yok. Ama bunu ideolojik bir dayatma, topluma yukarıdan bakan bir mühendislik faaliyeti hâline getirdiğinizde karşılık bulmaz ve anlamsızlaşır.

Sorun kadın değil. Sorun, kadının bir ideolojik aparata dönüştürülmesidir. Çünkü her söz, her slogan, her ideoloji, insanın tahammül sınırına çarptığında anlamını yitirir.

Yıllardır Kürt partisi olmadıklarını, Sosyalist ideoloji temelinde kurulduklarını, LGBT, farklı din ve kültürel kimlikleri merkeze aldıklarını, Ekolojik, kadın özgürlükçü siyaset yaptıklarını, Devlet kurumunu “ilkel” gördüklerini, Ulus-devlet fikrini “ilkel milliyetçilik” olarak tanımladıklarını… Her seferinde açıklamışlardır.

Bunların hiçbiri gizli değildi. Kanaatimce yıllardır, Davulcu başka çaldı, halk başka oynadı.

Bir parti, ancak bu kadar kendi seçmeninin inançlarına, kültürüne ve toplumsal reflekslerine yabancı olabilir bence.

Kendisine oy veren kitle, Türkiye ortalamasının üzerinde, Dini değerlere bağlı, Aile yapısına önem veren, Kültürel sürekliliği olan bir kitledir. Bunu görmek için ne sosyolog olmaya gerek var ne de akademik analizlere.

Halktan kopan siyasette her söz, her slogan, her ideoloji, zaman ile anlamını yitirir.

 

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI