?>

AHİR ZAMANIN ÜÇ BEKLENTİSİ

Mehmet Cevat Kerem

22 saat önce

Dünya tarihinin hemen her döneminde insanlar büyük kırılma anlarında göğe bakmış, ilahi bir müdahale beklemişlerdir.

Savaşların, zulmün ve ahlaki çöküşün arttığı zamanlarda toplumlar kurtarıcı fikrine daha sık sarılırlar. Bugün de benzer bir atmosferin içinden geçiyoruz. Bu nedenle son günlerde Benjamin Netanyahu’nun “Mesih yakında gelecek” şeklindeki açıklaması sadece bir siyasi cümle değil, aynı zamanda kadim bir inanç geleneğini yeniden gündeme taşıyan sembolik bir söylem olarak dikkat çekmektedir. Dünyada kendi dini inancının şeriatını yaşayan ve ritüelleri en çok yerine getiren toplum yahudilerdir.

Yahudi inancında “Mesih” beklentisi, Tanrı tarafından gönderilecek bir kurtarıcının dünyada ilahi düzeni yeniden kuracağı düşüncesine dayanır. Bu figür, İsrail’i güçlendirecek, adaleti tesis edecek ve Tanrı’nın egemenliğini dünyada görünür hale getirecek bir lider olarak tasavvur edilir. Bu nedenle Yahudi geleneğinde Mesih beklentisi sadece dini değil aynı zamanda tarihsel ve siyasal bir anlam da taşımaktadır.

Binlerce yıl kendi inançlarının hedeflerine ulaşmak için her yolu denemektedirler. Ve bu hedefleri yüzünden dünya yaşanamaz hale getirilmiştir. Çünkü onların beklentileri dünyada kötülükler artmalı ki bekledikleri mesih hızlı gelsin.

İslam dünyasında ise benzer bir beklenti farklı bir çerçevede karşımıza çıkmaktadır. İslam kaynaklarına göre ahir zamanda ortaya çıkacak olan kurtarıcı figür Hz. Mehdi’dir. İslam alimlerinin büyük bir kısmına göre Mehdi, zulmün ve adaletsizliğin arttığı bir dönemde ortaya çıkacak, dünyayı yeniden adaletle dolduracaktır. Buda kitaplarda sık sık dile getirilen kıyametin büyük alemetleri arasında sayılır.

 Mehdi’den sonra gerçekleşeceğine inanılan bir başka büyük olayda, Hz. İsa’nın yeryüzüne tekrar gelişidir. İslam geleneğine göre Hz. İsa gökten inecek, büyük fitne olarak görülen Deccal’i ortadan kaldıracak ve hakikat ile batıl arasındaki son büyük mücadeleye şahit olacaktır. Tabi yine Buda kıyametin büyük alametleri arasında sayılır.

Bu noktada ilginç bir kesişme ortaya çıkmaktadır. Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam farklı yorumlara sahip olsa da üçünde de  ahir zamanda ortaya çıkacak kurtarıcı  fikri vardır. Hristiyanlar için bu kurtarıcı doğrudan doğruya tekrar gelecek olan Hz. İsa’dır. Yahudiler ise henüz gelmediğini düşündükleri Mesih’i beklemektedirler. Müslümanlar ise hem Mehdi’nin ortaya çıkacağına hem de Hz. İsa’nın tekrar yeryüzüne ineceğine inanırlar.

Dolayısıyla üç büyük dinin ahir zaman tasavvurunda ortak bir tema vardır: İnsanlığın karanlığın en yoğun olduğu anda ilahi bir müdahale ile yeniden ayağa kaldırılmasıdır.

Bugün dünyanın içinde bulunduğu tabloya bakıldığında bu inançların neden yeniden gündeme geldiğini anlamak zor değildir. Küresel savaş ihtimalleri, ekonomik çöküşler, ahlaki yozlaşma ve güç mücadeleleri insanlık tarihinde nadiren görülen ölçekte bir belirsizlik üretmektedir.

Belki de bu nedenle insanlar bu soruyu sormaya başlamışlardır.

Gerçekten ahir zamana mı yaklaşıyoruz?

Mesih mi gelecek, Mehdi mi ortaya çıkacak, yoksa Hz. İsa gerçekten yeniden yeryüzüne mi inecek?

Bu soruların cevabı insanlığın elinde değildir. Fakat tarih bize şunu göstermiştir. İnsanlık karanlığın en yoğun olduğu dönemlerde bile umut fikrini kaybetmemiştir. Mesih beklentisi de Mehdi inancı da aslında aynı derin arzunun farklı ifadeleridir.

Adaletin yeniden kurulacağı bir dünyanın arzusu.

Belki de asıl soru şudur:

Kurtarıcıyı bekleyen bir dünya mı olacağız, yoksa adalet için mücadele eden bir insanlık mı? İslam akidesine göre binlerce yıl önce anlatılan hususlar bire bir gerçekleşecektir. Ve zafer İslam’ın olacaktır. Tüm belirtiler şimdiden bunu göstermektedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI