?>

FUTBOL SEVGİSİNDE ABARTI, YA SONRASI!

Mehmet Cevat Kerem

15 saat önce

Anadolu’nun herhangi bir şehrindeki bir futbol takımının üst lige çıkması…

Bu onlar işin sadece bir sportif başarı değildir. Bu, bir şehrin kendini yeniden hatırlamasıdır. Sokaklara asılan bayraklar, geceleri yankılanan tezahüratlar, billboardlara taşınan gurur. Bunların her biri aslında yıllardır bastırılmış bir duygunun dışa vurumudur “Biz de varız.”

Evet, insanlar mutlu olmayı hak eder.

Evet, bir şehrin takımıyla gurur duyması en doğal hakkı ve refleksidir.

Ama mesele tam da burada başlıyor.

Sevgi ne zaman abartıya dönüşür?

Bugün Anadolu’da birçok şehirde futbol takımları için adeta seferberlik ilan ediliyor. İş insanları ciddi paralar koyuyor, esnaf elinden geleni yapıyor, bürokrasi kolaylık sağlıyor, taraftar cebindeki son parayla forma alıyor. Bu kolektif sahiplenme ilk bakışta çok kıymetli. Ancak modern dünyada futbol artık sadece bir oyun değil, başlı başına endüstriyel bir sektör haline gelmiştir.

Avrupa’da kulüplerin büyük kısmı şirketleşmiş durumdadırlar. Gelir-gider dengesi, yatırım planları, marka değeri, yayın gelirleri vesaire… Her şey matematik üzerine kurulu. Çünkü duygularla yönetilen kulüplerin sonu çoğu zaman hüsran oluyor. Küme düşmeler ya da ligde vasat bir performans gibi…

Şimdi kritik soruyu soralım.

Bu kadar maddi ve manevi fedakârlığın karşılığı nedir?

Bir takım üst lige çıktığında şehre gelen ekonomik katkı çoğu zaman abartıldığı kadar büyük değildir. Belki birkaç deplasman takımı, birkaç otobüs taraftar, sınırlı bir hareketlilik… Hepsi bu. Yani yapılan harcamalar ile elde edilen ekonomik geri dönüş çoğu zaman denk değildir. Ortada sadece manevi açlığı gidermek kalıyor.

Peki ya sonra?

Ya takım ertesi sezon küme düşerse?

Ya o büyük coşku yerini sessizliğe bırakırsa?

İşte o zaman geriye şu soru kalır.

Bu kadar fedakârlık ne için yapıldı?

Aslında burada yaşanan şey sadece futbol değildir. Bu, toplumun yıllardır içinde biriktirdiği eksikliklerin, bastırılmış duyguların bir anda patlamasıdır. İnsanlar sadece bir takımı değil, kendi hayatlarında yaşayamadıkları başarı hissini kutluyorlar.

Ama gerçek şu. Duygularla kurulan sistemler, zamanla duygularla yıkılır maalesef.

Bu yüzden çözüm çok net.

Futbol kulüpleri artık tamamen profesyonel bir yapıya kavuşmalıdırlar. Şirketleşmeli, finansal disiplinle yönetilmeli ve sürdürülebilir bir model üzerine oturtulmalı. İş insanları destek vermeli ama bu destek duygusal bağış değil, rasyonel yatırım şeklinde olmalıdır.

Çünkü sürdürülebilir başarılar, coşkuyla değil sistemler ile gelir.

Son söz şu olsun. Sevmek güzeldir. Hatta coşkuyla sevmek daha da çok güzeldir.

Ama sevgiyi abarttığınızda, onun bedelini yine siz duyduğunuz sevginin zıttı kadar hüsran ile ödersiniz. Çünkü her şey zıttı kadardır.

Bu yüzden…

Takımınızı sevelim destekleyelim, gurur duyalım, âmâ unutmayalım ki; Hayatta Mutluluğu da, hayal kırıklığını da hep dengeli yaşayanlar ayakta kalırlar...

YAZARIN DİĞER YAZILARI