?>

HUZURUN BEDELİ, UZAK DURMAK VE SUSABİLMEK!

Mehmet Cevat Kerem

6 saat önce

Son yıllarda toplum olarak en çok kaybettiğimiz şey nedir diye sorsalar, cevabım ne ekonomi olur ne de teknoloji. Bana göre en büyük kaybımız, huzurumuzdur.

Eskiden insanlar birbirine güvenirdi. Mahallede bir çocuk ağlasa herkes kapıya çıkardı. Bir komşunun derdi, diğer komşunun da derdi sayılırdı.

Fikir ayrılıkları vardı ama düşmanlık yoktu. Bugün ise aynı apartmanda yaşayan insanlar birbirinin adını bilmiyor, aynı aile sofrasında oturanlar bile telefon ekranlarından başını kaldırmıyorlar artık.

Büyük bir hastalık haline gelmiş durumda.

Daha acısı, artık insanlar birbirini anlamaya çalışmıyor. Sadece cevap vermeye, karşı tarafı susturmaya, haklı çıkmaya çalışıyorlar. Sosyal medya bunun en büyük aynası oldu. Her konuda herkesin bir fikri var ama kimsenin birbirini dinlemeye tahammülü yok artık. Bir cümle kuruyorsunuz, kimisi siyasi kimliğiyle, kimisi tuttuğu takımla, kimisi önyargısıyla sizi yargılıyor. İnsanlar fikirleri değil, kişileri hedef alıyor.

Böyle bir ortamda insan ister istemez şu gerçeği fark ediyor. Herkese yetişmeye çalıştıkça kendinden uzaklaşıyor. Her tartışmaya girdikçe huzurundan biraz daha kaybediyor. Herkesi memnun etmeye çalıştıkça kendi mutluluğunu ihmal ediyor.

İşte bu yüzden son yılların en değerli hayat dersi belki de şudur. Huzurun önemli bir kısmı, kimlerle vakit geçirdiğini bilmekten geçer.

Bu, insanlardan nefret etmek değildir.

Aksine, insan ilişkilerine değer vermektir. Çünkü saygının olmadığı, samimiyetin çıkarla ölçüldüğü, dedikodunun olduğu, kıskançlığın başarıdan daha hızlı yayıldığı ortamlarda huzur barınamaz.

Bir diğer ders ise susabilmektir.

Eskiden susmak zayıflık sanılırdı. Oysa yaş aldıkça anlıyoruz ki her söze cevap vermemek bir eksiklik değil, olgunluktur. Her iftiraya cevap yetiştirmek zorunda değilsiniz. Her provokasyona karşılık vermek zorunda değilsiniz. Bazen en güçlü cevap, sessizce yolunuza devam etmektir.

Türkiye’nin bugün en çok ihtiyaç duyduğu şey de tam olarak budur. Daha fazla bağırmak değil, daha fazla dinlemek… Daha fazla ötekileştirmek değil, daha fazla anlamaya çalışmak… Her farklı görüşü düşman görmek yerine, ortak değerlerde buluşabilmektir.

Unutmamak gerekir ki güçlü toplumlar, birbirini susturan insanların değil; birbirini dinleyen insanların omuzlarında yükselir.

Belki de artık başarıyı sadece kazandığımız parayla, makamla ya da ünvanla değil, günün sonunda içimizde taşıdığımız huzurla ölçmeliyiz.

Çünkü hayat insana zamanla şunu öğretiyor.

Herkesi hayatında tutamazsın. Her tartışmayı kazanamazsın. Ama huzurunu koruyabilirsin. Bunun yolu da bazen bazı insanlardan uzak durmak, bazen de cevap vermemeyi bilmektir.

Ve belki de gerçek olgunluk, konuşacak çok şeyin varken susabilmek, kalabalıkların içinde kaybolmak yerine, vicdanınla baş başa huzur içinde yaşayabilmektir.

Hz. Ali ne de güzel söylemiş;

“Öyle bir zaman gelecek ki…

Huzurun çoğu insanlardan uzak durmakta, 

Geri kalanı ise susmak olacak…”

YAZARIN DİĞER YAZILARI