?>

İTTİFAKLAR, TEMSİL VE SEÇMENİN BEKLENTİSİ

Mehmet Cevat Kerem

11 saat önce

DEM Parti’nin desteğiyle Meclis’e giren TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın, “DEM Parti ile yeniden ittifak yapmanız mümkün mü?” sorusuna verdiği cevap ve bazı DEM Partili siyasetçilerin buna yönelik açıklamaları yeniden önemli bir tartışmayı gündeme taşıdı.

Erkan Baş’ın, “Burada DEM Parti’nin tercihi ne olacak? Ana dili Kürtçe olan bir adayla çıkmak isteyebilirler. Biz burada ortaklaşmayabiliriz” şeklindeki değerlendirmesi, özellikle Kürt seçmen nezdinde temsil ve öncelikler tartışmasını yeniden alevlendirdi.

Uzun yıllardır Kürt siyaseti adına söz söyleyen ve Kürtlerin kimlik, temsil ve hak taleplerini savunduğunu ifade eden siyasi çizginin, seçim süreçlerinde farklı sol, sosyalist ve ideolojik yapılarla kurduğu ittifaklar yeni bir durum değildir. Ancak bugün bazı seçmenler tarafından daha yüksek sesle şu sorular soruluyor. Bir köydeki seçmen kadar oy ve temsiliyeti olmayan partiler ile neden ittifak yapılıyor? Örneğin, Dem partisine oy veren seçmen şu anki kadın eş başkanın partisinin adını biliyorlar mı, kayıtlı üye sayısı ne kadardır?

DEM çizgisine yöneltilen temel eleştirilerden biri, Kürt toplumunun dil, kültür ve sosyolojik yapısına ilişkin taleplerin yerine halkın hiç bir değer yargısı ile örtüşmeyen ideolojilerin dayatılmasıdır. Biraz sert olacak ama, örneğin LGBT’lerin nerde ise her yürüyüşlerinde ön safta olmak, iki kadın milletvekilinin İstanbul da köprüye LGBT temsil eden bayrağı asmak, yine mecliste kadın vekilin hormonsal ilaçların bedava olması gerektiğini dile getirmek gibi… Ne alaka…

Bugün birçok Kürt ailede genç kuşakların Kürtçeyi daha az konuşması ve kültürel bağların zayıfladığı yönündeki kaygılar sıkça dile getirilmektedir. Bu nedenle bazı seçmenler, siyasal önceliklerin neden çoğu zaman farklı ideolojik başlıklarda yoğunlaştığını sorgulamaktadır.

Bu noktada dikkat çeken örneklerden biri, eski HDP milletvekili rahmetli Prof. Dr. Kadri Yıldırım’ın geçmişte yaptığı açıklamalardır. Yıldırım, HDP’de görev yaptığı dönemde anadilde eğitim ve Kürt dili çalışmaları konusunda yeterli kurumsal adımlar atılmadığını ifade ederek, parti içinde bir Kürdoloji komisyonu kurulması yönündeki taleplerinin karşılık bulmadığını kamuoyuyla paylaşmıştı. Bu açıklamalar da bugün yapılan tartışmalarda sıkça hatırlatılmaktadır.

Öte yandan ekoloji, kadın hakları, toplumsal cinsiyet, komünal yaşam gibi başlıklar elbette farklı siyasi çevreler açısından önemli ve savunulabilir konular olabilir. Ancak bazı Kürt seçmenler açısından temel soru şudur.

Kürt kimliği, dinsel, kültürel ve sosyolojik değer yargılarımız ile bağdaşmayan konular neden daha çok görünür olmaktadır?

Bazı seçmenler bunu bir öncelik değişimi olarak değerlendirmekte ve “Biz çocuklarımız Kürtçe konuşsun, kültürümüz yaşasın, ekonomik olarak güçlenelim isterken, siyasal gündemde farklı başlıkların öne çıktığını görüyoruz” şeklinde eleştirilerini dile getirmektedirler.

Bir diğer tartışma konusu ise temsil meselesidir. Bir yandan kapsayıcı ve çok kimlikli bir siyasal anlayış vurgusu yapılırken, diğer yandan seçim dönemlerinde Kürt kimliği ve Kürt seçmenin talepleri üzerinden güçlü destek talep edilmesi bazı çevrelerde soru işaretleri oluşturmaktadır. Eğer mesele ortak demokratik mücadeleyse, Kürt seçmenin temel talepleri neden daha görünür biçimde gündemde yer almıyor?

Eğer Kürt siyaseti iddiası varsa, Kürtçenin geleceği konusunda neden daha somut ve sonuç odaklı politikalar üretilemiyor?

Belki de bugün Kürt seçmenin sormaya başladığı temel soru şudur: Bizim adımıza konuşanlar, gerçekten bizim önceliklerimizi ne kadar biliyor ve  merkeze alıyorlar?

Dem ve türevi partilerde milletvekili olmak isteyenlere bir formül vermek istiyorum. Adında sol, sosyalist, devrim, kadın özgürlük, ekoloji geçen bir dernek veya siyasi parti kurmak. Ondan sonra adına demokrasi güçleri dedikleri yapı üzerinden başkana bir kontenjan almak…

Siyasette eleştiri kaçınılmazdır. Ancak temsilin gücü, temsil edilen toplumun beklenti ve taleplerine ne ölçüde cevap verebildiğiyle doğrudan ilgilidir.

Kürt seçmenin de bugün tam olarak bunu tartıştığı görülmektedir. Sonuç; gölgelerin gücü olaya el atacak ve hiçbir şey değişmeyecektir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI