2023 itibarıyla küçük esnaf için yeni bir dönem başladı. Yıllardır basit usulde vergi veren birçok meslek grubu gerçek usule geçirildi. Gerekçe açık:
Vergi tabanını genişletmek, kayıt dışılığı azaltmak ve bütçe disiplinini güçlendirmek.
Makro açıdan bakıldığında bu hamle rasyonel görünebilir. Devlet, artan bütçe açığını kapatmak ve gelirlerini artırmak ister. Dijital denetim sistemiyle kayıt altına alınmış bir ekonomi hedeflenir. Ancak meseleye sokaktaki esnafın gözünden bakıldığında tablo farklıdır.
Basit usulde vergi veren bir taksi şoförü ya da dolmuş sahibi düşünelim. Günlük ciro yüksek gibi görünse de net kâr marjı sınırlıdır. Akaryakıt, bakım, sigorta, yedek parça, araç yenileme maliyetleri zaten ağır bir yük oluşturur. Gerçek usule geçişle birlikte KDV, ayrıntılı muhasebe, geçici vergi, defter yükümlülükleri ve muhasebeci gideri devreye girer. Bürokrasi artar, maliyet artar, stres artar.
Devlet açısından bu bir “kayıt altına alma” adımıdır. Esnaf açısından ise bu, daralan kâr marjı içinde yeni bir baskıdır.
Burada temel soru şudur: Bu yük fiyatlara yansıtılabilir mi?
Ekonomik teoriye göre maliyet artışı fiyat artışını doğurur. Ancak Türkiye’de küçük esnaf çoğu zaman maliyetini tam yansıtamaz. Rekabet, talep düşüşü ve alım gücünün zayıflığı nedeniyle yükün önemli bir kısmını kendi üzerinde taşır. Bu da esnafın sermayesini eritmesine, borçlanmasına ya da piyasadan çekilmesine yol açabilir.
Vergi toplamak devletin hakkıdır. Ancak vergi adaleti yalnızca tahsilatla ölçülmez; yükün dağılımıyla ölçülür. Eğer büyük sermaye çeşitli istisna ve avantajlarla korunurken küçük esnaf daha kolay denetlenebilir olduğu için daha yoğun bir vergi baskısına maruz kalıyorsa, toplumda adalet algısı zedelenir.
Bir taksi şoförünün ya da küçük bir atölye sahibinin sorusu basittir:
“Ben zaten zor ayakta dururken bu yükü nasıl kaldıracağım?”
Vergi reformu, yalnızca bütçe kalemlerini değil, sosyal dengeyi de gözetmelidir. Aksi halde bütçeye giren her yeni kalem, vatandaşın cebinden çıkan bir başka kalem olur. Ve unutulmamalıdır ki küçük esnaf yalnızca bir vergi mükellefi değildir; aynı zamanda piyasanın nabzıdır.
Eğer nabız zayıflarsa, ekonomi yalnızca rakamlarda güçlü görünür. Gerçekte ise sokak sessizleşir.