Suriye’nin uzun ve yorucu savaş yılları, ülkedeki güç merkezlerini yalnızca sahada değil masada da birbirine yaklaştırdı. Şam ile kuzeydoğu Suriye’deki Kürt güçleri arasında yürütülen temaslar bu dönemin en dikkat çekici başlıklarından biriydi.
Ahmed eş-Şara ile Mazlum Abdi’nin temsil ettiği iki farklı gerçeklik, bir süredir hem entegrasyonun hem ateşkesin hem de gelecekteki anayasal düzenin sınırlarını tartışıyordu.
Bu süreçte kamuoyuna “17 maddelik anlaşma” söylemi yansıdı. Ancak bu metin hiçbir zaman resmîleşmedi. Bunun yerine, Şam ve SDG kanadınca doğrulanan 8 ve 14 maddelik iki ayrı çerçeve geçici olarak sahaya taşındı.
Metnin ruhu açıktı: Kürtlerin statüsünün Suriye’nin bütünlüğü içinde tanınması, SDG’nin askeri ve idari yapısının devlet kurumlarına eklemlenmesi, enerji ve sınır denetiminin yeniden düzenlenmesi ve siyasi temsilin müzakere edilmesi.
Fakat masadaki mutabakatın gerçek gücü sahadaki uygulamaya bağlıydı. Taraflar aynı kelimeleri farklı anlamlarla okuyordu. En zor başlıklar - askeri entegrasyon, enerji sahaları ve kuzeydoğu vilayetlerinin idari statüsü - çözümün değil ertelemelerin konusu oldu.
Bu nedenle 17 maddelik iddia beklentiyi yükseltti ama gerçekliği kuramadı; resmîleşen maddeler ise teknik komisyonlara geçemeden havada kaldı.
2026 başındaki 14 maddelik ateşkes-entegrasyon denemesi, iki haftalık çatışmanın ardından bir soluk aralığı açtı. Fakat bu aralık kısa sürdü. Cezaevi ve kamp bölgelerinde yaşanan gerilimler, IŞİD tutuklularının kaçışı iddiaları ve denetim devrindeki çekişmeler güven krizini büyüttü. Komisyonlar kurulmadı, masalar kapanmadan kapandı ve süreç yeniden sahaya devredildi.
Bir süre sonra çatışmalar geri döndü; ateşkesin dili çözüldü, mutabakatın maddeleri işlevsizleşti.
Bugün mesele artık hangi maddelerin yazıldığı değil, hangi çerçevenin uygulanabilir olduğu sorusuna dönmüş durumda. Suriye’nin savaş sonrası düzeni, Kürt temsili yetini, devlet bütünlüğünü, enerji ve sınır denetimini aynı denklemde taşımak zorunda. Bunun nasıl yapılacağına dair tek bir metin yok; masada çok ses, sahada çok gerçek var.
Bu nedenle Şara–Abdi süreci, bir anlaşmanın tamamlanamamasından çok, Suriye’nin geleceğinin hangi modelle kurulacağına dair cevabı ertelenmiş bir sorudur. Cevap henüz yok; fakat soru artık daha net.