?>

LALE DEVRİ SOFRALARI VE EKMEK KUYRUKLARI

RAMAZAN PİLATİN

3 hafta önce

Görünmeyen yoksulluğun görünür rezaletler.

Bir ülkede iki ayrı zaman aynı gün içinde akabilir. Bir yanda sabahın ayazında market önlerinde kuyruklar, kredi kartı limitleri, birikmiş faturalar, eczaneden alınamayan ilaçlar ve susmuş mutfaklar… Diğer yanda gece yarısı Bebek sırtlarında VIP odaların ışıkları, gizlenmiş kameralar, kokteyllerle büyütülen lale devri masalları ve skandalın kendisini bile eğlenceye dönüştüren bir kibir…

I. Yoksulluğun içine saklanan sessizlik.

Hiçbir iktidar mutfakla kavga edip galip çıkamadı. Çünkü açlık, en dolaysız muhalefet biçimidir.

Bugün ülkede resmi rakamlarla örtülmeye çalışılan, istatistiklerle cilalanan bir yoksulluk var; gerçekte ise sütün litresiyle asgari ücretin oranı üzerinden hesaplanan bir hayat.

Çarşı-pazarda “bakmak bile lüks” diyen kalabalıklar, sosyal yardımların bağımlılığa dönüştürüldüğü bir düzen ve bütün bunların üstüne “her şey mükemmel” diyen ekran yüzleri… Görünmezlik, iktidarın en büyük başarısı; açlığı unutturmak değil, açlığı konuşmayı ayıp hale getirmek.

2.  Lale devri sistemi: Bebek'te bir otel, ikinci perde.

Tam bu görünmezliğin üzerine, Bebek’te yıllardır herkesin bildiği ama kimsenin bilmediği otel skandalı düştü.

Uyuşturucu, fuhuş, şantaj, VIP kayıtları, ünlüler, siyaset bağlantıları…

Basına sızdırılanlar, sızdırılmayanlardan daha çok konuşuldu.

Bu ülkede skandalların ömrü, halkın öfkesinden uzun, devletin hafızasından kısa olur.

Akşamları lale devri sofralarında eğlenenlerin gerçek tablosu, sabahları simit fiyatını hesaplayanların tablosundan ayrı bir ülkede yaşıyor gibiydi. Daha acısı şu:

Biz o iki ülkenin birbirini asla konuşmadığı dönemden geçiyoruz.

3. Zamanın dili.

Bu tür mekanlar, VIP odalar, gizli kameralar, yabancı içkiler ve ünlüler trafiği yıllarca “bilinmez” olmaz.

Mesele keşfetmek değil, zamanı geldiğinde açığa çıkarmaktır.

Ekonomik krizler, toplumsal eşitsizlikler, iktidarların güç kırılmaları böyle anlarda görünür olur.

Skandal aniden patlamaz; skandal zamanı geldiğinde raftan indirilir.

4. Toplumsal çelişki ve kozmik ironi.

Bir yanda “asgari ücretliye refah geldi” diyen yöneticiler, diğer yanda asgari ücretlinin pazardan çıkarken poşet sayısını kendine hesap vermesi…

Bir yanda “Türkiye büyüyor” söylemi, diğer yanda sefaletten kaçmak için bavul hazırlayan gençler…

Bir yanda “her şey yolunda” propagandası, diğer yanda ülkenin lüks semtlerinde patlayan ahlaki bataklık…

Bir toplumda sefalet ile sefahat iç içe geçtiğinde, tarih bize hep aynı sonucu gösterdi:

O ülke ya gerçeklerle yüzleşir ya da geceleri daha parlak, gündüzleri daha karanlık hale gelir.

Son söz:

Belki mesele sadece bir otel skandalı değildir.

Belki mesele sadece ekmek kuyrukları da değildir.

Mesele, bir ülkenin aynı anda hem açlık hem rezalet üretebilmesidir.

Ve belki de en çarpıcı soru şudur:

Bu iki tabloyu kim görmezden geliyor, kim görmeyi reddediyor, kim gizliyor, ve kim bundan besleniyor?

YAZARIN DİĞER YAZILARI