Türkiye’de emeklilik sistemi üzerine yapılan tartışmalar yıllardır devam ediyor.
Ancak bazı meseleler vardır ki, sadece bir tartışma konusu olmaktan çıkar ve uzun bir bekleyişin, hatta sabrın sınandığı bir hikâyeye dönüşür. İşte 2000 yılı sonrası emeklilerin intibak meselesi tam da böyle bir noktaya gelmiş durumda.
Bugün yeniden gündeme getirilen intibak düzenlemesi için konuşulan rakamlar var. Uzmanların hesaplamalarına göre yapılacak bir düzenleme ile emekli maaşlarında aylık 1.500 ile 3.000 lira arasında bir artış olabileceği ifade ediliyor.
Üstelik bu artışın kök maaşa yansıtılması halinde emeklilerin gelecekte alacağı zamlar da daha yüksek bir tabandan hesaplanabilecek.
Ancak mesele sadece rakamlarla açıklanabilecek kadar basit değildir.
Asıl soru şudur: Bu düzenleme neden 24 yıldır bekletiliyor?
2000 yılı sonrası emekli olan milyonlarca insan, yıllarca çalıştı, prim ödedi ve emeklilik gününü bekledi. Fakat emekli olduktan sonra karşılarına çıkan tablo çoğu zaman hayal ettiklerinden çok farklı oldu.
Aynı prim gününe sahip insanlar arasında, sadece emeklilik tarihi farklı olduğu için ciddi maaş uçurumları oluştu. Bu durum yıllardır dile getiriliyor, yazılıyor, konuşuluyor.
Peki bu 24 yıl boyunca emekliler ne yaşadı?
Artan hayat pahalılığı, sürekli yükselen kira fiyatları, sağlık giderleri, gıda fiyatları… Emekli maaşı çoğu zaman ayın ortasını bile göremeden eriyip gitti. Birçok emekli geçinebilmek için yeniden çalışmak zorunda kaldı. Kimisi pazarda akşam saatlerini bekleyerek daha ucuz sebze meyve almaya çalıştı, kimisi torununa harçlık verememenin mahcubiyetini yaşadı.
Bu gerçekleri görmeden sadece rakamlar üzerinden konuşmak meseleyi eksik anlatmak olur.
2012 yılında çıkarılan düzenleme ile 2000 yılı öncesi emekliler için intibak yapılmıştı. Ancak 2000 yılı sonrası emekliler kapsam dışı bırakıldı. O günden bu yana bu kesim sürekli aynı soruyu soruyor:
“Biz neden kapsam dışında bırakıldık?”
Bugün yeniden gündeme gelen intibak tartışmaları elbette önemlidir. Ancak toplum artık sadece konuşulan bir konuyu değil, somut bir çözümü görmek istiyor.
Çünkü emeklilik, bir toplumun vicdanını gösteren alanlardan biridir. İnsanlar bir ömür çalıştıktan sonra, hayatlarının en kırılgan döneminde geçim mücadelesi vermek zorunda kalıyorsa, burada sadece ekonomik değil sosyal bir problem de vardır.
Bu nedenle intibak meselesi artık sürekli gündeme gelip sonra rafa kaldırılan bir konu olmaktan çıkarılmalıdır. 24 yıldır bekleyen bir mesele, daha fazla geciktirilmeden adil bir düzenleme ile çözüme kavuşturulmalıdır.
Aksi halde toplumun hafızasında şu soru giderek daha yüksek sesle sorulmaya devam edecektir:
İntibak yasası gerçekten çözülecek mi, yoksa yıllardır olduğu gibi yine bir “yılan hikâyesi” olarak mı kalacak?