?>

400 VEKİL PAZARLIĞI VE BEDAVACILAR KORUSU: SEÇİM ÖNCESİ "YANDI GÜLÜM KETEN HELVA" TELAŞI!

RAMAZAN PİLATİN

1 hafta önce

Medyada ve siyaset kulislerinde dönen o pis kokulu pazarlıkları, "Bu sadece bir hiciv, aslı astarı yok" diyerek geçiştirmeye, hafifletmeye çalışanların o sinsi çabasını ibretle izliyoruz. Sormak gerekmez mi o allame-i cihan sığındıkları fildişi kulelerinden ahkam kesenlere: Satılık milletvekilleri piyasası, vekil transferi dedikoduları neden tam da bugünlerde, bu kritik virajda gündeme getiriliyor?

Eğer bu yaşananlar basit bir tesadüf olsaydı, bu memleketin dürüst insanları dönüp arkasını bile bakmaz, bu iddialara zerre önem vermezdi. Ama mesele tesadüf değil; mesele, kapı arkasında kurulan o devasa rantiye ve koltuk pazarlığıdır!

Önümüzde memleketin kaderini tayin edecek seçimler var ve iktidar blokunun meclisten o kendi dikta düzenlerini, o şatafatlı sistemlerini kalıcı kılacak kararları geçirebilmek için tam 400 milletvekilinin oyuna ihtiyacı var. İşte o "büyülü sayıya" ulaşmak, o koltukları ne pahasına olursa olsun korumak için şimdi şer şebekeleri yeniden harekete geçirilmiştir.

ŞIRACININ ŞAHİDİ BOZACI: MEDYA VE SERMAYE ORTAKLIĞI

Bu memleketin acınacak halini, gençlerin umutsuzluğunu, mutfaktaki yangını ve esnafın feryadını görmezden gelenler; şimdi boksör kurnazlığıyla meclis aritmetiği üzerinden kumar oynamaya kalkışıyorlar. Her şeyi, bu ülkenin fabrikalarını, nehirlerini, dağlarını satanlar; şimdi gözlerini meclisteki o iradelere dikmiş, satılık vekilleri yanlarına çağırarak suç ortaklığını büyütmenin peşindeler.

Peki, bu utanç verici süreçte o sözde "bağımsız" medyanın, o iktidar suflesiyle yazan yazar çizer takımının bu kirli tezgaha taraf olması, bu pazarlıkları "kulis bilgisi" ambalajıyla meşrulaştırmaya çalışması bizi şaşırttı mı? Elbette şaşırtmadı! Karşımızda tam anlamıyla bir "Şıracının şahidi bozacı" ittifakı durmaktadır. Kalemini ranta, köşesini sarayın ikbaline kiralamış olanlar, bu kirli çarkın dönmesi için adeta birer simsar gibi çalışmaktadır.

BEDAVACILARIN KURTULUŞ REÇETESİ: MANİPÜLASYON!

Bu besleme medya ve o tetikçi kalemler, yani bu düzenin nimetlerinden nemalanan o "bedavacılar" korusu, sürecin kendi lehlerine devam etmesi için her türlü dezenformasyonu, her türlü manipülasyonu yapmak zorundadırlar. Onlar için bu bir tercih değil, bir ölüm kalım meselesidir. Çünkü çok iyi biliyorlar ki; halkın iradesi o barajları yıktığında, o sahte itibar duvarları çöktüğünde ve o doymak bilmeyen haramzadelerin yağma sofrası ellerinden alındığında onlar için "yandı gülüm keten helva!"

Gidecekleri hiçbir yer, sığınacakları hiçbir liman, arkalarına alıp vatandaşı cezaeviyle tehdit edecekleri hiçbir güç kalmayacak. İşte bu korku, onların hırsını, vicdansızlığını ve o sinsi kalemlerini daha da bilemektedir.

HALKIN HAFIZASI SATILIK DEĞİLDİR!

Meclis kürsülerinden "Bana dokunanı yakarım" havalarıyla etrafa salvolar atanlar, televizyon ekranlarında pişkinlikle geçmişteki o kirli oylamaları savunanlar ve gazetelerinde "veki pazarlığı" bültenleri basanlar unutmasınlar: Bu ülkenin dürüst insanları, kimin elinin kimin cebinde olduğunu çok iyi görüyor. Koltuk hesapları uğruna iradesini pazara çıkaranları da, o pazara tellallık yapan medyadaki bedavacıları da bu halk tarihin o şaşmaz, o adil hafızasına kaydetmiştir.

Siz içeride ne kadar manipülasyon bulutları üflerseniz üfleyin, kapı arkasında hangi 400 vekilin hesabını yaparsanız yapın; deniz bitti ve o sahte ihtişamınız o ilk sandık dalgasında sabun köpüğü gibi sönüp gitmeye mahkûmdur!

YAZARIN DİĞER YAZILARI